(2004 S. K. m. 72) (506 S. K. m. 84) (2709 S. K. m. 36)
Dava: Davacı Kurum tarafından yersiz olarak yapılmış olan 1999/2185 nolu 1999/2186 nolu, 1999/2194 nolu icra takiplerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, Kurum'un prim alacağı nedeni ile yapmış olduğu takip sonrasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ödeme emrinin iptali davasının 7 günlük itiraz süresinde açılmadığından takibin kesinleştiği ve takip kesinleştiğinden artık davacının menfi tespit davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, öğretide ve uygulamada oluşan görüşe göre, ödeme emrine itiraz edilmediği ve takibin kesinleşmesi giderek borcun ödenmesinden sonra borçlunun ödeme emrine konu borç yönünden yargı yoluna gidebilmesi başka bir anlatımla, bu yönde menfi tespit davası açabilmesi mümkündür. Bu yönüyle uyuşmazlığın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 84. ve İ.İ.K.'nun 72. maddeleridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.11.1982 gün ve 1930/904 sayılı kararı da aynı yöndedir. Kaldı ki, Anayasanın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesinde öngörülen ilke de göz önünde tutulduğunda, borçlunun, yargı mercileri önünde haklarını ileri sürmesi, aksine bir kuralın da gerek 6183 sayılı gerekse 506 sayılı yasada yer almaması karşısında ilke olarak kabul edilmelidir. Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin 7 günlük sürede ödeme emrine itiraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak ve esasa girilerek menfi tespit davası ile ilgili tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 6.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy