(506 S. K. m. 79) (YHGK. 02.12.1998 T. 1998/21-826 E. 1998/855 K.)
Dava: Davacılar, murisi Hulusi Bakır'ın davalılardan işverene ait işyerinde 01.02.1996-30.04.1996 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı hizmetten sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 1.2.1996 - 30.4.1996 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen, kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme hak düşürücü süreyi gerekçe göstererek istemin reddine karar vermiştir.
506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalışmalarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonunda başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak ispatlamaları gerektiği öngörülmüştür.
Miras bırakanın sigortasız geçen çalışma sürelerinin tespitine yönelik açılan davalarda ise hak sahiplerinin sosyal güvenlikleri düşünülerek, murisin sağlığında hak düşürücü sürenin gerçekleşmemiş olması koşuluyla hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak ölüm tarihinin esas alınması benimsenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1998/21-826 Esas, 1998/855 Karar ve 2.12.1998 günlü kararında da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Davacıların istemi 1.2.1996-30.4.1996 tarihleri arasındaki çalışma süresinin tesbiti olup ölüm olayı 18.2.2000 tarihinde meydana geldiğine göre sigortalığın sağlığında hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği, bu durumda mirasçılar tarafından da hak düşürücü süre dolmadan dava açıldığı ortadadır.
Mahkemece yukarıdaki açıklamalar itibariyle gerek hak düşürücü sürenin geçmemiş olması gerekse usulüne uygun olarak toplanan delil durumuna göre çalışmanın belirlenmiş bulunması dikkate alınarak istemin kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy