Mahkemesi : Sungurlu Asliye Hukuk İş Mahkemesi
Tarih : 02.05.2006
No : 276-345
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.07.1997-02.01.2004 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının hak düşürücü süreye uğrayan 01.01.1998-30.04.1998 tarihleri arasındaki çalışmaları dışında kalan süreler yönünden mahkemece verilen kararın yerinde olmasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.07.1997-02.01.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamda belirtildiği gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının, 01.01.1998-30.04.1998 tarihleri arasındaki çalışmalarının tesbiti istemi yönünden; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesi olup yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tesbit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurum’ca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği, birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır. Bu nedenle işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki kısmi bildirimin aksinin eşdeğer belgelerle ispat edilebileceği kabul edilmelidir.
Yapılan incelemede davalı işverence davacının 01.07.1997 tarihli işe giriş bildirgesi ile 01.07.1997-31.12.1997 tarihleri arasında 1997/2 dönemde 51 gün 1997/3 dönemde 85 gün çalışmasının kuruma bildirildiği, tekrar 01.05.1998 tarihli işe giriş bildirgesi ile 01.05.1998-09.11.1998 tarihleri arasında 1998/2 dönem 112 gün 1998/3 dönem 69 gün çalışmasının kuruma bildirildiği, daha sonra 01.04.2000 tarihinde işe giriş bildirgesi ile 01.04.2000- 06.01.2004 tarihine kadar her ay 30 gün olarak kesintisiz çalışmasının bildirildiği işverence ücret bordrolarının mahkemeye ibraz edildiği, dönem bordrolarının bu bildirime uygun olarak tanzim edildiği, davacının duruşmada giriş bildirgeleri altındaki imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiği görülmektedir.
Gerçekten, sigortalının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar sigortalı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2003-21-43 E.,2003/97 K. sayılı 26.02.2003 günlü kararında da vurgulanmıştır.
Somut olayda davacının çalışmasının sona erdiği 31.12.1997 tarihi ile tekrar aynı iş yerinde çalışmaya başladığı 01.05.1998 tarihleri arasında geçen çalışmaları yönünden çalışmanın sona erdiği yılın sonu olan 31.12.1998 ile dava tarihi olan 16.03.2004 tarihleri arasında 5 yıldan fazla süre geçmiş olması nedeni ile 01.01.1998-30.04.1998 tarihleri arasındaki süreler yönünden istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddi yerine yazılı şekilde istemin kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine,07.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy