(1479 S. K. m. 26, Geç. m. 18) (619 S. KHK. Geç. m. 1) (506 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 76) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/10-524 E. 2004/581 K.) (YHGK. 08.10.2008 T. 2008/21-572 E. 2008/618 K.)
Dava: Davacı, 1983-1999 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava nitelikçe, davacının 29.08.1983-09.12.1983, 06.02.1984-27.07.1984 ve 02.12.1985-16.05.1999 tarihleri arasında 1479 s.Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 29.04.2002 günlü giriş bildirgesine istinaden limited şirket ortaklığından dolayı 04.10.2000 gününden itibaren esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, davacının daha sonradan vermiş olduğu dilekçesinde 1999 yılından itibaren Akdeniz Belediyesi'nde memur olarak göreve devam ettiğini beyan ettiğinden kaydının iptal edildiği, davacının 01.10.1982-30.12.1982 tarihleri arasında 90 gün, 10.12.1983-05.02.1984 tarihleri arasında 15 tarih ve 17.05.1999-23.02.2000 tarihleri arasında 277 tarih 506 s. Yasa'ya tabi zorunlu sigortalı olduğu, mimarlıktan dolayı 01.01.1987-29.12.1992 tarihleri arasında vergi kaydı, 29.08.1983 gününden itibaren Mimarlar Odası kaydı ve 27.04.1993-29.04.2004 tarihleri arasında limited şirket ortaklığı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakları sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü, sigortalılık niteliğini taşıdıkları durumda Bağ-Kura kayıt ve tescil yaptırmamış olanlar hakkında 1479 s. Yasa'da öngörülen düzenlemelerin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
1479 s. Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına en son alınan esnaf ve sanatkarlar ve sair bağımsız çalışanlara yasada yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içerisinde Kurum'a başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu, aksi halde Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna karşın, 1479 s.Yasa'da sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler de yer almaktadır. Bunlardan ilki, tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler başlıklı Ek-Geçici 13. madde hükmünde, tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden kanunun tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 s. Yasa'nın yürürlük tarihi olan 20.04.1982 gününden başlatılacağı öngörülmüştür.
619 s. KHKnin Geçici 1. maddesi hükmünde ise, bu yasaya göre sigortalılık niteliği taşıdıkları durumda bu Yasa Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Yasa Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 s. Kanun'a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.04.1982 gününden bu Yasa Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ait primleri, ödeme gününde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. denilmekte olup, 04.10.2000 gününde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 gününde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarihli kararı uyarınca 619 s. KHK bütün hükümleriyle iptal edilmiştir.
4956 s. Yasa'nın 47. maddesiyle, 1479 s. Yasa'ya eklenen Geçici 18. madde, bu yasaya göre sigortalılık niteliği taşıdıkları durumda 04.10.2000 gününe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 gününden itibaren başlar. Ancak, bu Yasaya göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu yasanın yürürlük gününden itibaren altı ay içerisinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ait olarak 49. ve Ek 15. maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ gününden itibaren bir yıl içinde, ödeme gününde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. hükmünü amirdir.
Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, yasada tanınan süreler içerisinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine karar verilmiş olan 619 s. KHK, borçlanma hakkı için bir süre de öngörmemiştir. Anılan hükümle belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ait prim tutarlarını ödeyerek o döneme ait süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Anılan düzenleme ile borçlanma hakkı, 04.10.2000 gününden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kura tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır.
Yasada, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için ön görülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içerisinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, 1479 s. Yasa'da 506 s. Sosyal Sigortalar Kanunu'nun hizmet tesbitine ait 79/10. maddesine koşut bir düzenleme bulunmamaktadır.
Davaya konu olayda, Kurum'a tescil başvurusunda bulunulan tarihte, 619 s. KHKnin Geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 08.08.2001 gününde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiştir. Benzer bir düzenlemeyi öngören 4956 s. Kanun ile değişik 1479 s. Yasa'nın Geçici 18. madde hükmü ise kanunun yayım tarihi olan 02.08.2003 gününden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta olup, tescil talep tarihi dikkate alındığında her iki hükmünde somut olayda uygulanma olanakları bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2004 tarih ve E.2004/10-524, K:2004/581 sayılı; 08.10.2008 tarih ve E:2008/21-572, K:2008/618 s. kararları da bu yöndedir). Bu durumda, HUMK'nun 76. maddesi de dikkate alınarak anılan gün itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümünde kanuni zorunluluk bulunmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy