(506 S. K. m. 79) (1479 S. K. Geç. m. 18)
Dava: Davacı, 2.5.1972 - 30.4.1983 ve 18.4.1989 - 16.6.1992 tarihleri arasında esnaf Bağkur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. P. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, Vergi kaydının bulunduğu, 2.5.1972 - 30.4.1983 ve 18.4.1989-16.6.1992 tarihleri arasında 1479 s. Yasa'ya tabi sigortalı olduğunun tespitini istemiştir.
İstemin kısmen kabulü ile davacının 18.4.1989 - 16.6.1992 tarihleri arasında 1479 s. Yasa'ya tabi sigortalı olduğunun tespiti ile fazla isteminin reddine karar verilmiş ise de istemin kısmen kabulüne ait varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten, dava gününde yürürlükte olan 1479 s. Yasa'da 506 s. Yasa'nın 79. maddesine koşut, geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine ait bir düzenleme mevcut değildir. Hal böyle olunca geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine karar verilmesine yasaca olanak bulunmadığı açıktır. Ancak 1479 s. Yasa'ya 24.7.2003 gün ve 4956 s. kanun ile eklenen geçici 18. maddesinde; bu yasaya göre sigortalılık niteliği taşıdıkları durumda 4.10.2000 gününe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların, sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2010 gününden itibaren başlayacağı ancak bu yasaya göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının bu yasanın yürürlük gününden itibaren altı ay içerisinde Kuruma yazılı başvuru da bulunmaları ve 20.4.1982- 4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemeleri ve kanuna göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını süresinde ödemeleri kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının 4.7.1983 günlü talebi ile 20.4.1982 gününden başlayan 1479 s. Yasa'ya tabi sigortalılığı Kuruma verdiği 6.7.1983 günlü İB Formu gereğince vergi kaydının sona erdiği 30.4.1983 tarihi itibariyle sona erdirilmiştir. Davacının Yolcu nakili işi sebebi ile, 18.4.1989- 16.6.1992 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu açık ise de, davacının bu çalışmasını Kuruma bildirmediği, prim de ödemediği açıktır. Bu durumda de davacının 4.10.2000 gününde geçerli bir tescilinin bulunmadığı ortada olup her ne kadar vergi kaydı bulunmakta ise de, 1479 s. Yasa'ya 4956 s. Kanun ile eklenen geçici 18. madde gereğince Bağ-Kur sigortalısı sayılması da mümkün değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O durumda davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplere BOZULMASINA, 15.02.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının vergi kaydının bulunduğu 02.05.1972-30.04.1983 ile 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında 1479 s. Yasaya tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında 1479 s. Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının otelcilik faaliyetinden 02.05.1972-30.04.1983 tarihleri arasında, minibüsçülük faaliyetinden 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, 04.07.1983 günlü bildirge üzerine 20.04.1982 tarihi itibariyle 1479 s. Yasaya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, aynı tarih verdiği dilekçe ile vergi kaydının son bulduğu 30.04.1983 tarihi itibariyle faaliyetine son verdiğini bildirdiğinden 30.04.1983 tarihi itibariyle terkin edildiği davalı Kurumca 20.04.1982-30.04.1983 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu yönde; 1479 s. Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gerekli kanuni koşullar, Bağ-Kur Yasasının 24. maddesi hükmünde düzenlenmiştir ki, özellikle, anılan maddenin uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan, 14.3.1985 gün ve 3165 s. Kanunla değişik şekline göre, bu koşullar; kendi nam ve hesabına, bağımsız çalışma sebebiyle gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olmak veya esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bulunmak veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak ya da belirli şirketlerin ortaklarından olmaktır.
1479 s. Kanunun, zorunlu sigortalılığın başlangıcı ve bitiş tarihlerine ait 25. maddesi hükmüne göre de; 24. madde kapsamında sigortalı sayılanlarından gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin gerçekleştiği tarihten itibaren başlatılacaktır.
Bu yönde; zorunlu sigortalılık ilkesinin gereği olarak da, bu suretle sigortalı olanların hak ve mükellefiyetleri, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren kendiliğinden, kişinin talebinden bağımsız olarak gerçekleşeceği gibi, sigortalı olmak hak ve mükellefiyetinden vazgeçmek ve kaçınmakta mümkün olmayacaktır.
1479 s. Kanun, esnaf ve sanatkarlar ve sair bağımsız çalışanlara kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Yasaya göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi halde Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmış, ilgili Yönetmelik uyarınca da; en geç üç ay içinde müracaatta bulunmayarak, Bağ-Kur'a giriş bildirgesi doldurmayanlardan; gelir vergisi mükellefi olanların, vergi dairelerinden veya mal müdürlüklerinden alınacak bilgi ve belgelere istinaden tescillerinin Kurumca resen yapılacağı ifade edilmektedir.
Yasada engel bir düzenleme bulunmaması halinde, anılan mevzuat hükümleri uyarınca Bağ-Kur sigortalılık koşullarını taşıyan bir kişinin resen tescil edilmesi kanuni zorunluluktur.
Hal böyle olunca da davaya konu uyuşmazlığın, dava dilekçesindeki istek gözetilerek önceden tescili bulunan sigortalının 1479 s. Kanunun 24. ve 25. maddelerinin 22.03.1985 gününde yürürlüğe giren 3165 s. Kanunla değişik şekline göre çözümlenmesi ve davacının vergi kaydının bulunduğu 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması sebebiyle gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyeti olan davacının bu dönemde sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup mahkemece bu yönde verilen karar doğrudur.
Öte yandan hiç tescili bulunmayan sigortalılar yönünden ise;
Hizmet akdi ile bir işverene bağlı olarak çalışan 506 s. Yasaya tabi sigortalıların primleri işverence karşılandığından söz konusu Yasanın 79. maddesinde sigortalılara işverene karşı hizmet tespiti davası açarak bildirim dışı çalışmaların tespitini sağlama imkanı tanınmıştır. 1479 s. Yasaya tabi Bağ-Kur sigortalılarının bir işvereni olmadığı ve kendi sigorta primlerini bizzat kendileri Kuruma yatırmakla yükümlü oldukları için 506 s. Kanundan farklı olarak 1479 s. Kanunda sigortalının hizmet tespiti davası açmasına imkan tanınmamış olmakla birlikte yasa koyucu çıkardığı kanunlarla zaman zaman Bağ-Kura tabi olacaklara bir hak tanıyarak sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu geçmiş sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanını getirmiştir.
İşte bu amaçla ilk defa 2654 s. Yasa ile 1982 de ve daha sonra 3165 s. Yasa ile 1985de sigortalılara geçmişte vergiye kayıtlı oldukları sürelere ait prim borçlarını belli sürede ödemek şartıyla değerlendirme imkanı tanınmış, bilahare 2000 yılında 619 s. Yasa Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesi ile bu uygulama tekrar yürürlüğe konmuş ise de Yasa Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali üzerine iptal dönemi de gözetilmek suretiyle son olarak 2.8.2003 gününde yürürlüğe giren 4956 s. Yasa ile bu konuda yeni bir düzenleme yapılarak bu yasanın 47. maddesiyle 1479 s. Yasaya eklenen Geçici 18. maddesinde sigortalılık niteliği taşıdıkları durumda kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve yükümlülükleri 04.10.2000 gününden itibaren başlar denildikten sonra bu biçimde tescil edilen sigortalılara 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergiye kayıtlı oldukları sürelere ait prim borçlarını ödemek şartıyla değerlendirileceği kurala bağlanmıştır.
Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihten sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içerisinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Anılan hükümlerde belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ait prim tutarlarını ödeyerek o döneme ait süreleri sigortalı saydırabileceklerdir.
Somut olayda davacının 20.04.1982 gününde önceden tescili bulunduğundan ve davalı Kurumca resen tescil görevi yerine getirilmediğinden vergi kaydının bulunduğu 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında sigortalı sayılmasına engel bir kanuni düzenleme mevcut olmayıp 04.10.2000 gününe kadar hiç tescil edilmemiş kişilere bir hak tanımak amacıyla getirilen 02.08.2003 gününde yürürlüğe giren 1479 s. Yasanın geçici 18. maddesinin bu olaya uygulanması mümkün değildir.
Mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy