MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, hatalı tedavi yapılması sonucu malül kalması nedeniyle maddi ve manevi zararının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, sigortalının davalı Kurum hastahanesinde hatalı tedavi yapılması sonucu malul kalması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dava nitelikçe, kamu görevlisi bulunan sağlık görevlisinin hizmetten ayrılmayan hizmet içi görev kusuruna dayanmaktadır.
Anayasa'nın 125/son fıkrasında “idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmüne göre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında gösterilmiştir.
Öte yandan 19.1.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun'un 10. maddesi uyarınca yayımını takip eden günden bir ay sonra yürürlüğe giren 4/a ve 4/c maddelerinin açık hükmüne göre sağlık birimlerinin sağlık hizmeti sunumundan kaynaklanan davaların Sağlık Bakanlığı husumeti ile yürütüleceği de şüphesizdir. 5283 sayılı Yasının dava tarihinden önce yürürlüğe girmesine dair bir koşul bulunmadığı gibi ilgili hastane olay ve dava tarihinde SGK'na bağlı bağlıyken yargılama aşamasında 5283 sayılı Yasa uyarınca Sağlık Bakanlığına devredilmiş olması dahi İdari yargı yerinin görevli kabul edilmesi için yeterlidir.
Somut olayda kamu hizmeti yürüttüğü kuşkusuz olan ve olay tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı bulunan S.S.K Kayseri Hastenesinin bu hizmeti yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararların giderilmesinin, ancak idari yargıda açılacak tam yargı davası ile mümkün olacağı açıktır.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözüm yerinin 5521 sayılı Yasa’nın 1. maddeleri uyarınca İş Mahkemesi olmayıp İdare Mahkemesi olduğu açıktır. Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.12.2006 gün E:2006/251, K:2006/271 sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2008 gün ve 2008/4-637-631 sayılı kararı da bu yöndedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy