MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, emekli maaşı üzerine konan haczin kaldırılması ile iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 1479 sayılı Yasa gereğince almakta olduğu yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılmasını ve aksine kurum işleminin iptilini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulüne ve konulan haczin iptaline karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 67., 5510 sayılı Yasanın 93. maddesidir. 1479 sayılı Yasanın 67. maddesinde bu kanuna göre bağlanacak aylıkların nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği, 5510 sayılı Yasanın 93. maddesinde ise bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödeneklerinin 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği bildirilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıya 1479 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, ödenen aylığına SSK Kocaeli İl Müdürlüğünün 22.11.2007 gün ve 150676 sayılı haciz bildirisi üzerine kendisine ait işyerinin kuruma olan prim vs. borçlarının ödenmemesi nedenine dayalı olarak haciz konulduğu ve 27.12.2007 tarihinde kesinti yapıldığı görülmektedir. Mahkemece, dava konusunun 1479 sayılı Yasa’nın 67. maddesi kapsamında bulunduğu göz önüne alınmaksızın, davacının prim borçlarına ilişkin davalı Kurum tarafından 6183 sayılı Yasa uyarınca takip yapılıp 2002/4629 Esas sayılı icra dosyasına istinaden emekli aylığına 27.12.2007 tarihinden itibaren haciz konulup kesinti yapıldığı, takip tarihinin 2002 yılına tekabül ettiği dolayısı ile icra takiplerinin 506 sayılı Yasanın 121. maddesinde değişiklik yapan 5198 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 06.07.2004 tarihinden önce olduğundan davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş ise de yapılan işlem ve niteliği ile hacze olanak tanıyan 5510 sayılı Yasa'nın 93. Maddesi dikkate alındığında bu sonucun doğru olmadığı ortadadır.
Gerçekten kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural " derhal yürürlüğe girme" niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur.
Bu açıklamalar karşısında 1.10.2008 tarihinde yürülüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesinin tamamlanmamış hukuki olaya uygulanacağının kabulü ile mahkemenin 1.10.2008 tarihine kadar yapılan kesintilerin yasal dayanak olmadığından iptaline ilişkin verdiği kararının doğru olduğu ancak 1.10.2008 tarihinden sonra yapılan kesintilerin ise 5510 sayılı Yasa'nın 93. Maddesi gereğince yerinde olduğundan bu kesintiler yönünden istemin reddine karar vermesi gerekirken davanın tümden kabulüne karar vermesinin hatalı olduğu açıktır.
Yapılacak iş; kurumun 2002/4629 sayılı takip dosyasından 22.11.2007 gün ve 150676 sayılı haciz bildirisi gereğince davacının yaşlılık aylığına konulan haciz-işlem tarihi gereğince 1.10.2008 tarihine kadar olan kesintiler yönünden istemin kabulüne bu tarihten sonra yapılan kesintiler yönünden ise, davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hatalı yorum ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.