MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 1.5.1985-30.9.2008 tarihleri arasında SSK sigortalılığı dışında Tarım ... sigortalısı olduğunun ve 1.12.2008 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 01.06.1985-30.09.2008 tarihleri arasında, 506 sayılı Yasaya tabi çalışmaları dışında 2926 sayılı Yasaya tabi Tarım ... sigortalısı olduğunun tesbiti ile 01.12.2008 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece davacının 01.06.1985-30.09.2008 tarihleri arasında 1990 yılındaki 25 günlük 506 sayılı Yasaya tabi çalışmaları dışında Tarım ... sigortalısı olduğuna ve 01.12.2008 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.
Gerçekten Tarım ... sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım ... sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve SSK’lı çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.05.1985 tarihinde 2926 sayılı Yasa'ya tabi tarım ... sigortalısı olarak tescil edildiği, teslim ettiği ürün bedellerinden prim kesintilerinin bulunmadığı, 22.07.2008 tarihinde toplu prim ödediği, 5510 sayılı Yasadan yararlanarak borcunu bitirdiği, 01.01.1990 tarihinden itibaren başlayıp devam eden Ziraat Odası kaydı bulunduğu, SSK şahsi sicil dosyasında bulunan hizmet cetveline göre 09.05.1977-08.02.1990 tarihleri arasında 467 gün kesintili SSK’lı çalışmalarının bulunduğu, şahsi dosyasında davalı Kuruma yapmış olduğu tahsis başvurusunun bulunmadığı, 07.01.1990 tarihinde başlayan kısa süreli 25 günlük 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarından dolayı davalı Kurumca 7.1.1990 tarihi itibariyle terkin edildiği anlaşılmaktadır.
2926 sayılı Yasa'nın yaşlılık aylığına ilişkin 16. ve 17. maddeleri 24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa'nın 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 2926 sayılı Yasaya 4956 sayılı Yasa ile eklenen ek 3. madde ile “1479 sayılı Kanunun birinci kısmında yer alan 20 nci madde, ikinci kısım ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümde yer alan maddelerin tamamı, altıncı bölümde yer alan 56 ncı madde dahil 74 üncü maddeye kadar olan maddelerin tamamı ile 76, 78 ve 79 uncu maddeleri, yedinci bölümde yer alan 80 inci maddesi, ek 9, ek 12, ek 13, ek 14, ek 15, ek 16, ek 17, ek 18, ek 19 uncu maddeleri, geçici 10 ve 11 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanuna tâbi sigortalılar hakkında da uygulanır” hükmü getirilmiş olmakla 1479 sayılı Yasanın yaşlılık aylığına ilişkin Geçici 10. maddesine ilişkin hükmünün somut olaya uygulanması gerekmektedir.
25.8.1999 tarih, 4447 sayılı Yasa ile eklenip daha sonra 23.5.2002 tarih ve 479 sayılı Yasa ile değişen geçici 10 maddesinin 1. fıkrası ile 23.5.2002 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanma koşulları yeniden düzenlenmiş, yaşlılık aylığı yönünden " 23.05.2002 tarihini takip eden ay başı itibariyla kadın ise 20 tam yıl, erkek ise 25 tam yıl prim ödemiş olanlar ile prim ödeme sürelerinin dolmasına kademeli olarak 20 ve 25 yılını doldurduğu tarihler gözetilerek kadın ve erkek için ayrı ayrı yaş şartı düzenlenerek yaşlılık aylık şartları düzenlenmiş, ayrıca kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlardan 15 tam yıl prim ödeme süresi ile kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını dolduranlara ve bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren kademeli olarak 15 yılını doldurduğu tarihler gözetilerek kadın ve erkek için ayrı ayrı yaş şartı düzenlenerek kısmi aylık şartları düzenlenmiştir.
Somut olayda davacının, 17.4.1985 tarihli bildirge ile 01.05.1985 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescili yapılmış, 1990 yılında geçen 25 günlük 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık süresi dışlandığında 30.09.2008 tarihine kadar 23 yıl 4 ay 4 gün (8280 gün) 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalılık süresi bulunduğu, 1 yıl 3 ay 17 gün (467 gün) 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık süreleri ile birlikte toplam 24 yıl 7 ay 21 gün sigortalı olup tahsis talebinde bulunduğu 01.12.2008 tarihinde 50 yaşında olan davacının 25 tam yıl prim ödeme koşulu bulunmadığı gibi kısmi aylık için aranan 55 yaş koşulunu da doldurmadığı anlaşıldığından 1479 sayılı Yasanın geçici 10. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı koşulları bulunmamaktadır.
Yapılacak iş, davacının askerlik borçlanması ile ilgili dosyada bilgi bulunmadığından bu konuda araştırma yapılarak askerlik süresini Kuruma borçlandığının anlaşılması halinde borçlanma tarihi de gözetilerek 1479 sayılı Yasanın geçici 10. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı koşullarını değerlendirip karar vermek, askerlik borçlanması yapmadığının anlaşılması halinde askerlik borçlanması yapması konusunda davacıya mehil vermek borçlanma bedelini ödediği tarihi takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermek aksi takdirde yaşlılık aylığı ile ilgili istemin reddine karar karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12. 2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy