MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının tüm,davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalı işverenin işçisi olarak çalışırken 15.05.2001 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle büyük oranda iş göremez duruma geldiğini ileri sürerek toplam 18.560,00 TL maddi, 6.500,00.- TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı tarafından davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece 18.560.00-TLmaddi tazminat ile, 6.500,00.- YTL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
% 9 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının iş kazasında % 50, davalının ise % 50 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. B.K.’nun 47.maddesinde, bedensel bütünlüğün bozulması halinde, hakimin, olayın özelliklerini göz önünde bulundurarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük, eş değişle vücut bütünlüğü kavramının fiziksel bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebildiğinden hakimin kararında bu özellikleri, objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Öte yandan manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin taktirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletecek nitelikte olması gerekir. Hakimin bu konudaki taktir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, işçinin sürekli iş göremezlik oranı, yaşı ve olay tarihi gibi durumları göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yaratması yanında caydırıcı nitelikte de olması gerektiği söz götürmez.
Bu ilkeler doğrultusunda ve özellikle dava dilekçesinde davacı vekilinin davalıların tam kusuruna dayanarak talepte bulunmasına rağmen, yargılama sırasında davacının % 50 oranında kusurlu bulunması dikkate alındığında, talepten bir miktar indirim yapılarak davacı yararına 5.000,00-TL manevi tazminat yerine 6.500,00.-TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Maddi tazminat isteminin kabulü ile 18.560.00-TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 15.05.2001 olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
2- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen;
a- Hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden ayrı ayrı hesaplanan toplam 2.827.20-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b- Reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden 600,00-TL; avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3- Red edilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 1.067.75-TL yargılama giderinden takdiren 1.003.00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Alınması gereken 1272.24.-TL karar ve ilam harcından peşin , alınan 349.40-TL harcın indirilmesi ile kalan 922.84-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5- Davacı tarafça yatırılan 349.40.- TL. nisbi harç ile 26.80- TL. başvuru harcı olmak üzere toplam 376.20.-TL. harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerine yükletilmesine, 27.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.