İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
Davacı, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, yapılan kesintilerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 11.12.2001 tarihli boşanma kararının Yargıtay'ca bozulması üzerine bu karar tarihi gözönüne alınarak bağlanan yetim aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespiti,yetim aylığından yapılacak kesintinin ve KEY alacağı üzerine konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 11.12.2001 tarihli karar ile eşinden boşandığı ve kararın temyiz edilmeden kesinleştirildiği, ancak davalının 21.07.2006 tarihinde yaptığı temyiz üzerine Yargıtay'ca tebligat eksikliği nedeniyle kararın bozulduğu,yeniden yapılan yargılama sonucunda bu kez 05.12.2008 tarihinde verilen boşanma kararının 05.02.2009 tarihinde kesinleştiği,Kurumun 11.12.2001 tarihli boşanma kararının kesinleşmesi üzerine davacıya annesinden dolayı yetim aylığı bağladığı,ancak ilk boşanma kararının bozulması üzerine davacının medeni hal bilgisi boşanmış olarak görünürken evli olarak düzeltilince 04.06.2008 tarihinde davacının aylığını kestiği ve adına yersiz tahsil edilen aylıklar nedeniyle borç çıkarttığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan. 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesinde; “Kurum'ca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,b) Kurum'un hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurum'dan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan
borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacının 11.12.2001 tarihli boşanma kararı Yargıtay'ca bozulduğundan bu karara istinaden yapılan işlemler yok hükmünde olup, Kurumun davacıya anılan karara istinaden bağladığı aylığı keserek yersiz tahsil edilen aylıklar nedeniyle borç çakırtması işlemi yerindedir.Ancak yersiz ödemeler ile ilgili olarak 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesinin mahkemece gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; Kurumun aylık kesme ve yersiz tahsil edilen aylıklarla ilgili olarak borç çıkartmasına ilişkin işleminin yerinde olduğunu kabul etmek, davacıya yapılan yersiz ödemelerle ilgili 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesi doğrultusunda inceleme yapmak ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece açıklanan doğrultuda işlem yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.