MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 1.2.2009 tarihi itibariyle emeklilik aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitiyle, birikmiş emekli aylıklarını hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Kuruma ilk başvuru tarihi olan 23.01.2009 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ve aylıkların hakediş tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsili, aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 23.01.2009 tarihinde vekil aracılığı ile Kurumdan tahsis talebinde bulunduğu,Kurumun 27.05.2009 tarihli kararı ile davacının 23.01.2009 tarihli tahsis talebini vekilin vekaletnamesinde beyan ve taahhüt dilekçesi vermeye yetkisi olmadığı gerekçesiyle reddettiği,bunun üzerine davacının 27.05.2009 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine davacıya 01.06.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa'nın Geçici 81/B-f madesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa'nın 62.maddesine göre,sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.
Somut olayda, davacının davadışı kişiye noter aracılığı ile vekalet verdiği 19.02.2007 tarihli vekaletnamede özel olarak tahsis talebinde bulunmaya yetkili kılındığına dair bir ifadeye yer verilmediği, 23.01.2009 tarihli tahsis talebinin bu vekaletnamaye dayanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davacı 23.01.2009 tarihli ilk tahsis talebini yazılı olarak bizzat kendisi yapmadığından ve kendisi adına hareket eden vekilinin de vekaletnamesinde tahsis talebinde bulunmaya ilişkin yetkisi bulunmadığından Kurum işleminin yerinde olduğunun kabulü ile istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.