MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/03/2001-01/06/2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 15.03.2001-01.06.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hizmet tespiti davasının kabulüne ve bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davalı işyerine ait 2001-2004 yılları arasındaki dönem bordrolarına Kurum arşivinde rastlanmadığı, dinlenen bordro tanıklarından 25.03.2004 tarihinde davalı işyerinden bildirimi olan tanığın davacının çalışmasını doğruladığı, bu tarihten öncesine ilişkin bordro ya da komşu işyeri tanığı dinlenmediği ve davacının talep ettiği dönemde 18 yaşından küçük olduğu anlaşıldığı halde 2004 yılı öncesine ait dönem bordrolarının akıbeti sorulmadan ve davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları, yoksa işyeri sahipleri tespit edilip dinlenmeden yetersiz tanık beyanları ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalı işyerinin 2004 yılı öncesine ait dönem bordrolarının akıbetini ilgili Kurumdan sormak, bordrolara ulaşılması halinde davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları yoksa işyeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurmak, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Kabule göre de 30.03.1987 doğumlu olan davacı, işe girdiğini iddia ettiği 15.03.2001 tarihinde 18 yaşından küçük olduğundan 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 30.03.2005 tarihi olduğunun ve 18 yaştan önceki sigortalı olarak geçen çalışmalarının prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12./04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.