MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.03.1985-20.02.2003 tarihleri arası çalıştığının ve iş kazasına maruz kaldığının tespitine maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan ... ve ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere verilen kararın bozma kararına uygun bulunmasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının davalı işverenlere ait işyerinde 1996 yılında geçirmiş olduğu zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun ve davacıya maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile, davacının davalılara ait işyerinde 1996 yılında cereyan eden ve davacının sol gözündeki görme yeteneğini sonlandıran zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverenlerden ...’ya ait (14236) sigorta sicil nolu işyerinden davacının 23.10.1997 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin verildiği, aynı işyerinden 23.10.1997-5.12.1997 tarihleri arasında 8 gün çalışmasının kuruma bildirildiği, davalı işverenlerden ...’ya ait (14236) sigorta sicil nolu işyerinin 10.11.1986 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalılar ... ile ...nın kurucu ortakları olduğu (10031557) sigorta sicil nolu... Metal İnşaat Nakliyat Limited Şirketi işyerinin ise 9.1.1998 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davacının iş kazasıyla ilgili davalı işyerinden düzenlenmiş vizite kağıdının bulunmadığı, Çukurova Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları ABD'nın 23.12.2003 tarihli muayene raporunda; “davacının 1996 yılında gözüne demir çapağı sıçrama öyküsüyle muayenesinde; sol göz görmesi negatif, çalışma gücünün % 32'si kaybetmiş, çehrede sabit eser bırakmış, 1996 yılında aldığı darba bağlı olabilir, daha önceden başka bir patolojiye de bağlı olabilir. Bu konuda fikir söyleyebilmek için darp sonrası aldığı ilk oftamolojik rapor ile değerlendirilmesinin uygun olduğu” nun belirtildiği, Kahramanmaraş Devlet Hastanesinin 7.3.1996 tarihli heyet raporunda; “sağ göz normal sol göz total lökom V.0 Q çalışma gücünün % 35'ini kaybetmiş olduğu” belirtilerek, 7.10.2003 tarihli cevabında 1995-1996 yatan hasta kayıtları incelenmesinde davacı adına rastlanmadığının bildirildiği, davacının 25.11.1968-1.11.1970 tarihleri arasında askerlik yaptığı, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunca; “davacının öncelikle en yakın Adli Tıp Şubesine gönderilerek maluliyetinin belirlenmesi, kanaat oluşmazsa dosyanın gönderilmesinin” istendiği, Adli Tıp Adana Şube Müdürlüğünce Üniversitesi ve Devlet Hastanesi raporlarından bahsederek; sonucunda;
“1-Şahsa ait 1996 yılında meyadana gelen kazadan sonra verilmiş herhangi bir geçici rapor bulunmadığı 2-Şahsın gözünde 1996 yılından önce herhangi bir görme kaybı veya patoloji olup olmadığının bilinmediği tespit olunmakla 3-Eğer şahıs ifadesinde belirttiği gibi iş kazası sonucunda gözünü kaybetti ise % 32 oranında çalışma gücü kaybı olacağı ancak 1.ve 2 maddelerin ispatı durumunda kabul edilebilir olduğu” nun belirtildiği, davalı Kurumca davacıya iş kazası nedeniyle gelir bağlanmadığının bildirildiği, müfettiş raporuyla davacının iş kazası ve sigortasız çalışmayla ilgili iddiaları için yargı yoluna başvurması gerektiğinin davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının çalışmasının geçtiği ve tespite karar verilen işyeri ... adına (14236) sigorta numarasıyla 10.11.1986 tarihinden itibaren tescilli olduğundan, ...nın da iş kazasından dolayı işveren olarak sorumlu tutularak sonuca gidilmesi ayrıca davalı ... Sabancının yargılama sırasında 1.2.2009 tarihinde öldüğü mevcut nüfus kaydı ve veraset kararından anlaşıldığına göre, mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, somut olayda davacının 7.3.1996 tarihi öncesinde ya da aynı gün işyerinde çalışma esnasında sol gözüne kızgın lav parçası ya da çapak kaçması suretiyle Kahramanmaraş Devlet Hastanesinin 7.3.1996 tarihli heyet raporunda belirtildiği şekilde gözünde ... meydana geldiği tanık anlatımları ve hastane raporlarıyla anlaşılmaktadır. Ancak tanıklar olay tarihini kesin hatırlayamadıklarına göre 7.3.1996 tarihi ve öncesi ilgili hastanenin yatarak veya ayaktan tedavilere ilişkin kayıtları, protokol defteri incelenerek olay tarihinin ay ve gün şeklinde net olarak ortaya koyulması gerekirken, sadece yılın tespitiyle yetinilmesi hatalıdır. Çünkü iş kazasından doğan tazminat davalarında tazminatın isteneceği tarihin belirlenmesi için zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihin tespiti gerekir.
Mahkemenin kabul şekli bakımındanda davacının maruz kaldığı iş kazasının açık tarihinin tespiti amacıyla davacıdan yaralanma sonrası ilk tedavisinin yapıldığı özel veya resmi sağlık kuruluşunun adını açıklattırmak, varsa yanında buna dair rapor, tutanak gibi belgeleri istemek, Kahramanmaraş Devlet Hastanesinin 7.3.1996 tarih ve 431 nolu sağlık kurulu kararına dayanak olan, hasta muayene ve tedavi belgelerini ilgili hastaneden istemek, hastane cevabının yasal ve tıbbi zorunluluğa uygunluğunu denetlemek, şayet olmadığı bildirilirse sebeblerini araştırmak gerekirse ilgililerini tanık olarak dinlemek, kaza tarihini ay ve gün olarak açık bir şekilde belirlemek, suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek, davalı ...'nın yargılama sırasında ölümü nedeniyle, veraset kararından mirasçılarının tespitiyle davacıya mirasçıları davaya yöntemince dahil etmek üzere önel vermek dahili dava dilekçesi ve davetiyenin mirasçılara Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili yapıldıktan sonra çıkacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, temyiz eden davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.