MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 2000-2003 yılları arasında geçen ve Kurum'a eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum ve işveren vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 30.12.1999-06.03.2002 ile 01.08.2003-30.09.2003 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulü ile; davacının Kuruma bildirilmeyen 286 gün sigortalılık süresinin tespitine, fazlanın reddine karar verilmiştir.
HMK’nun 297/son maddesi gereğince, hüküm kısmında gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece verilen hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Gerçekten hükmün gerekçe kısmında bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde davacının askerlik süresi dışında davalı işyerinde 13.10.2000-28.02.2002 ile 01.08.2003-30.09.2003 tarihleri arasında sabit olan çalışması nedeniyle, kuruma bildirilmesi gereken eksik gün sayısının 286 gün olduğuna ilişkin kabul yerinde ise de; hüküm fıkrasında bu hususun açıkça belirtilmeksizin ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının kabul edilen sigortalı çalışma süresinin hangi tarihler arasında geçtiği ve ne miktar olduğunun açıkça belirtilerek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ...'e iadesine, 07/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.