MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 25.maddesinden yararlanma hakkının bulunduğunun ve yapmış olduğu başvurusunun süresinde olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının prim borçlarının 21.08.2008 tarihinde yaptığı başvuru nedeniyle 5797 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 25. maddeye göre yapılandırılabileceğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile, davacının 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 25. maddesinden yararlanma hakkı bulunduğunun ve yapmış olduğu başvurunun süresinde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
HUMK’nun 179/4. maddesi gereğince davacı, kural olarak dava dilekçesinde hukuki sebeplerin (kanun hükümlerinin) özetini bildirmelidir. Ancak bu dava dilekçesinin zorunlu unsuru değildir. Dava dilekçesinde hukuki sebeplerin gösterilmemiş olmasının müeyyidesi yoktur. Çünkü HUMK’nun 76. maddesine göre hakim Türk Kanunlarını kendiliğinden (re’sen) uygulamakla yükümlüdür. Davacının dava dilekçesinde bildirildiği vakıalara uygulanacak hukuk kuralını bulup uygulamak Türk Kanunlarını uygulamak demektir. Daha açık bir anlatımla hakim tarafların bildirdikleri hukuki sebeplerle bağlı olmayıp tarafların dilekçelerinde bildirdikleri vakıaların hukuki sebebini re’sen araştırır ve belirler.
15.5.2008 kabul tarihli 5763 sayılı Yasa’nın 27. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 24. maddeye göre de 1479 sayılı Yasa ve 2926 sayılı Yasa’ya göre sigortalı olanların 31.3.2008 tarihine kadar olan prim ve sosyal güvenlik destek primi borçlarının bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içinde yazılı olarak başvurulması kaydıyla belirtilen şartlarla peşin veya yirmidört aya kadar eşit taksitler halinde ödeneceği, 31.7.2008 kabul tarihli 5797 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 25. maddeye göre de, sigortalıların Geçici 24. madde kapsamına giren ve bu madde hükümlerine göre prim borçlarını yapılandırmamış olmaları halinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde yazılı olarak başvurulması kaydıyla belirtilen şartlarla peşin veya oniki aya kadar eşit taksitler halinde ödeneceği belirtilmiş ve son başvuru tarihi 8.9.2008 tarihine kadar uzatılmıştır.
Öte yandan 13.2.2011 kabul ve 25.2.2011 yayım tarihli 1.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasanın 12. maddesine göre “ (1) 2010 yılı Kasım ayı ve önceki aylara ilişkin olup bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tahakkuk ettiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan; a) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan; sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, b) Bu Kanuna göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkanı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi, c) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı, asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir” hükmü getirilmiş ve son başvuru tarihi 31.5.2011 tarihine kadar uzatılmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 21.08.2008 tarihinde 1479 sayılı Yasa'nın Ek 20.maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyeceğini belirterek başvuru yaptığı,08.09.2008 tarihinde ise bu başvurusunun yanında ayrıca 5510 sayılı Yasa'nın geçici 25.maddesinden yararlanmak için başvurduğu, 21.08.2008 tarihli ilk başvurusunda yapılandırmadan yararlanma konusunda talebinin bulunmadığı,08.09.2008 tarihli ikinci başvurusunun ise 17.09.2008 tarihinde süresinden sonra Kuruma ulaştığı, 31.7.2008 kabul tarihli 5797 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 25. maddeye göre birikmiş prim borçlarının yapılandırılma son başvuru tarihinin 8.9.2008 tarihinde son bulması karşısında, bu davayı açtığı tarih olan 8.10.2009 tarihinde ve kararın verildiği 03.11.2010 tarihinde herhangi bir prim yapılandırılmasına ilişkin yasal düzenlemenin olmadığı, 13.2.2011 kabul ve 25.2.2011 yayım tarihli 1.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasanın 12. maddesi ile getirilen ödeme kolaylığından da davacının temyiz incelemesinde bulunan bu dava dolayısı ile yararlanamadığı anlaşılmaktadır.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur.
Bu açıklamalar karşısında mahkemenin 03.11.2010 günlü kararından sonra ancak hüküm kesinleşmeden 1.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacıya 6111 sayılı Yasa’nın 12. maddesinden yararlanmak isteyip-istemediğini açıklattırmak, yararlanmak istemediğini belirtmesi halinde davayı reddetmek, istediği taktirde ise süresinde yapılmış bir başvuru kabul edilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular ve davacının süresinde talepte bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm tarihinden sonra ancak hüküm kesinleşmeden ortaya çıkan bu yeni yasa gözetilerek bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy