MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava 08.02.1996 tarihinde meydana gelen iş kazasında sol göz görme kaybı ile %42.02 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ,maddi tazminatın ise SGK peşin sermaye değeri ile karşılandığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının 08.02.1996 günü iş kazası geçirdiği 16.02.1996 tarihine kadar tedavi gördüğü ve 19.02.1996 tarihinden itibaren çalışabileceğine karar verildiği, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle gelir bağlanması için 01.04.1997 tarihli talebi üzerine 08.02.1996 tarihinden itibaren %42.02 iş göremezlik oranı üzerinden sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının 05.02.2009 tarihli dilekçe ile manevi tazminat isteminini ıslah yolu ile istediği,davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda sol göz görme kaybına uğrayan davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun olmadığı 19.02.1996 tarihinden itibaren çalışabileceğine ilişkin raporla birlikte zararın öğrenildiği ortadadır.Davacının iş göremezliğine ilişkin 1998,2001 ve 2004 yıllarına ilişkin kontrol kaydı sonuçlarının ilk belirlenen oranı doğruladığı da ortada olup iş göremezliğe yol açan olayın da gelişen bir zarar doğurmadığıda açıktır.
-/-
-2-
Bu halde davacı tarafından 05.02.2009 tarihinde ıslahen istenilen manevi tazminata karşı, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i nin kabul edilerek ıslahen istenilen manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebinin kabulüne karar verilmesi yasaya aykırıdır.
2-Davacının sürekli iş göremezliği nedeni ile hesaplanan maddi zararının Kurum tarafından bağlanan aylığın peşin sermaye değeri ile karşılandığı uyuşmazlık konusu degildir. Mahkemenin ,bu durumda reddedilen maddi tazminat nedeni ile davalı lehine masraf ve avukatlık ücreti vermemesi doğru ise de, maddi tazminat isteminin Kurum geliri ile karşılanması nedeniyle maddi tazminat davasının redine karar vermesi gerekirken 'bu konuda karar verilmesine yer olmadığına'ilişkin hüküm kurulmuş olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalının manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.