(6183 S. K. m. 55, 58) (YHGK 26.04.2006 T. 2006/21-198 E. 2006/249 K.) (YHGK 24.03.2004 T. 2004/10-164 E. 2004/170 K.) (YHGK. 03.10.2007 T. 2007/21-623 E. 2007/717 K.)
Dava: Davacı, Kurumca gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. P. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı şirket, haksız ve hukuka aykırı olarak. Kurumca tahakkuk ettirilen eksik işçilik fark primiyle gecikme cezasına dair 12.10.2009 gün ve 2009/14101 Sayılı ödeme emrinin iptali ile, itirazı kayıtla ödenmiş olan 10.931.73 TL'nin ödeme tarihi olan 17.11.2009 tarihinden işleyecek faiziyle davalı Kurumdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Gerçekten, davacı şirket adına tescilli işyerinde Kurumca resen eksik işçilik üzerinden hesaplanan 6.866.92 TL prim ve gecikme zammı tutarının davacıdan istenildiği, itiraz sonrası yapılan takipte. 12.10.2009 gün ve 14101 Sayılı ödeme emrinin davacıya 17.11.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davacının yasal 7 günlük süre içerisinde borçlu olmadığı, nedenine dayalı işlemin iptaliyle ihtirazi kayıtla ödediği miktarın Kurumdan istirdadını istediği uyuşmazlık konusu değildir. Davada ki uyuşmazlık, davacının bu davada ki isteminin 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi kapsamında incelenip incelenmeyeceği noktasındadır.
Mahkemece, davacının isteminin bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; davacı şirketin, Kurumca resen yapılan eksik işçilik tahakkukuna dayalı borç tebliğinin yerinde olmadığına dair isteminin 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesinde belirtilen borçlu olmadığının tespitine dair olduğu açıktır. Yargıtay H.G.K.'nun 03.10.2007 gün ve 2007/21-623 Esas, 2007/717 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
... Primlerin ödenmesini düzenleyen 506 Sayılı Kanunun 80. maddesinde. 01.12.1993 gün ve 3917 Sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca. Kurum alacaklarının takibinde 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri geçerli kılınmıştır. Prim borçları, bu düzenlemeyle kamu alacağı derecesine getirilerek, takip ve tahsilinde icra ve iflas hukukuna göre çabukluk ve sadelik sağlanmak istenmiştir.
Davanın yasal dayanağını 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesi oluşturmaktadır.
Anılan madde ile, Kurum alacakları için 6183 Sayılı Kanunun 55. maddesi hükmü uyarınca düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı 7 gün içerisinde dava açabilme olanağı bulunmaktadır.
Ödeme emrinin iptali istemine dair olarak anılan maddeye dayalı açılacak dava menfi tespit niteliğinde olup, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir.
İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay H.G.K.nun 10.04.2001 gün ve 2002/21-201-297, 24.03.2004 gün ve 2004/10-164-170 Sayılı kararları). Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen gözönünde tutulmalıdır.
Kamu alacağına dair olarak anılan madde kapsamında öngörülen menfi tespit davası dışında, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümleri cevaz vermemektedir. Zira, tahsil edilmesi istenen alacak, kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmektedir. 6183 Sayılı Kanunda. İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hükme yer verilmemiş bulunması karşısında, Yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu, aynı konuda yeni bir menfi tespit, istirdat davası açamayacaktır (Yargıtay H.G.K.nun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 Esas, 249 Karar sayılı Kararı)....
Yasal dayanağı 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi olan ve yasal 7 günlük süre içerisinde açılmış bulunan bu davada işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmektedir.
Kabule göre de; Davanın esası hakkında karar verilmediği halde. 6183 Sayılı Kanunun 58/5. maddesi gereğince alacağın %10 zamla tahsiline karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 12.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy