(5521 S. K. m. 8) (1086 S. K. m. 381, 388, 389, 432) (1136 S. K. m. 164, 169) (6100 S. K. m. 370)
Dava ve Karar: Davacı, emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davalı vekilince süresi dışında temyiz edilmesi üzerine mahkemece 14.4.2010 tarihli ek kararıyla temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar vermiş, red kararının yine davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sezai Öztürk tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Yerel Mahkeme, davalı Kurum vekilinin, 1.4.2010 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen kararı, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesi hükmüne göre 8 günlük sürede temyiz etmediği gerekçesiyle HUMK'unun 432.maddesinin 4.fıkrası uyarınca 14.4.2010 tarihli Ek Karan ile temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Davalı Kurum vekili, 20.4.2010 tarihinde tebliğ edilen temyiz talebinin reddine dair ek kararı, 26.4.2010 tarihinde süresinde temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sura numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural H.U.M.K.'nun 389. maddesinde tekrarlanmış; keza yine aynı Kanunun 381. maddesinde "kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur" hükmüne yer verilmiştir.
Yerel Mahkemenin 1.4.2010 tarihinde tefhim ettiği kısa karar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından Yasa'da öngörülen 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca, davalı Kurum vekilinin hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından Yerel Mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 14.4.2010 tarihli ek kararının bozularak kaldırılması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, davacının yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanı: ı reddine karar verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164/1.maddesine göre avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade etmektedir. Kanun'un 169.maddesine göre yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz. 19.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2010 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davalı Kurum yararına 1.000,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken 330,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı H.M.K.'nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca hüküm bozulmamak düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Yerel Mahkemenin davalı Kurum vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin 14.4.2010 tarihli ek kararının bozularak kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasına (4.) bendinin silinerek yerine,
"Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma ödenmesine," rakam ve sözcüklerinin eklenmesine ve hükmün bu düzeltilmiş sekli ile ONANMASINA, 15.12.2011 gününde oybirliği ile ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy