MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 29.11.2005-26.2.2007 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 29.11.2005-26.2.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı işyerinde 29.11.2005-15.2.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin verilmediği davalı işyerinden yapılmış herhangi bildirimin olmadığı, dönem bordrosu verilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, emniyetçe tesbit edilen tanıklar dinlenmişsede somut ifade veremedikleri davacı çalışmış olabilir şeklinde beyanda bulundukları" davalı tanıkları ise 8-10 yıldır bu apartmanda oturduklarını davacının eşi ile birlikte kalorifer dairesinde oturduğunu 2, 3 ay temizlik yapıp sonra kaçıp gittiklerini beyan etmişlerdir. Mahkemece hükme esas alınan tanık beyanları çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır.Giderek tanık sözleri inandırıcı güç ve nitelikte değildir.Yapılacak iş;apartmana ait yönetim kurulu karar defteri, gelir gider defteri,gelir-gider makbuzları getirtilerek davalı apartmanda uyuşmazlık konusu dönemde kiracı olarak oturan kat maliki olmaya kişiler belirlenip dinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.