MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı ,davalılardan işverenlere ait işyerinde 28.7.2005-3.9.2007 ve 3.9.2007-20.5.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 28.7.2005-3.9.2007, 3.9.2007-20.5.2008 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile,davacının davalı ... ...'e ait ... Fashion işyerinde 28.7.2005-2.9.2007, ... Tekstil Dış. Tic. Ltd. Şt. işyerinde 3.9.2007-20.5.2008 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği, çalışma ile ilgili bir bildirim yapılmadığı, salt tanık ifadesi ile sonuca varıldığı ... ...'e ait işyeri sicil nosunun ..., davalı şirkete ait işyeri sicil nosunun ... olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, mahkemece dinlenen tanıkların zabıtaca (emniyet, jandarma) tesbit edilen komşu işyeri tanıkları olmadığı tanık ...'nun davalı işyerinde çalışıp çalışmadığının belli olmadığı bu tanığın SSK'dan sicil dosyasının istenmediği, çalıştığı işyerinin 1010016 ve 1123059 nolu işyeri olduğu bu işyerlerinin hangi işverenlere ait olduğunun araştırılmadığı, davalı işverenlere ait işyerinde dönem bordrolarında bordroları geçmiş çok sayıda çalışanlar olduğu halde bu kişilerin tanık olarak dinlenmediği görülmüştür.
Yapılacak iş; davalı işverenlerin dönem bordrolarına geçmiş kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurmak, gerek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9. ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtlandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.