MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, çalışma gücünü yitirdiği gerekçesiyle malüllük aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacı sigortalının malul kaldığının tesbiti ve talep tarihini takip eden ay başından itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece davacının dava tarihi itibarı ile beden çalışma gücünün 2/3sini kaybettiğinden malul olduğunun ve malüllük aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, ... Devlet Hastahanesi'nin 23.09.2003 tarih ve 13912/65124-1 sayılı raporu ile davacıya Kronik Psikoz tanısı, ... Devlet Hastahanesi'nin 24.02.2004 tarih ve 2266/73632-1 sayılı raporu ile davacıya bipolar affektif bozukluk tanısı, ... Devlet Hastahanesi'nin 02.05.2006 tarih ve 4141 sayılı raporu ile davacıya Kronik psikoz tanısı konduğu, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğt. Ve Arş. Hast.nin 26.7.2007 tarih, S.K.2007/837 sayılı raporu ile davacıya kronik psikoz teşhisi konulup, işlevsellikte belirgin bozulma olduğu, çalışarak hayatını kazanamayacağının belirtildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 02/10/2007 tarih 10633 sayılı kararında davacının “Sosyal Sigortalar Sağlık İşleri Tüzüğünün 10. maddesine göre sigortalının malulen emekliliğini gerektirecek derecede bir sakatlığı bulunmadığı tesbit edildiğinden 4.9.2007 tarih ve 9738 sayılı "Red" kararının yerinde olduğuna karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 1/7/2009 tarih ve 6020 Karar sayılı raporunda, davacının şizofreni olarak değerlendirilen hastalığı nedeniyle Sosyal Sigortalar Sağlık İşleri Tüzüğü Hükümlerince 10. madde A/14 fıkrası (a) bendine göre çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybetmiş sayılacağına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci vekil aracılığı ile bir davayı takip etme ve usuli işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti dava şartlarından olup davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.. Temyiz kudretinden yoksun olan kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti ve dava ehliyeti yoktur.Temyiz kudreti olmayan kişiler taraf bulundukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Nitekim Medeni Kanun'un 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı ve görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
Dosyadaki sağlık kurul raporlarından davacının çalışamayacak derecede Psikiyatrik rahatsızlığı olduğu ve çalışma gücünün 2/3’ünü yitirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda artık davacının haklarını gözetemeyecek derecede hasta olduğunun anlaşılmasına, hakkında alınan kararları, yapılan işlemleri ve sağlanan hakları anlayamayacağı, özellikle davanın sosyal güvenliğe yönelik olması da göz önünde tutularak Medeni Kanunun 405. maddesi ve 6100 Sayılı H.M.K.'nun 52.,54.,56. maddeleri gereğince kendisine vasi veya kayyım tayini sağlanması için gerekeli işlemler yapıldıktan sonra davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Yapılacak iş; sulh hukuk mahkemesine davacıya vasi tayini konusunda gerekli işlemleri yapmak için ihbarda bulunmak ve vasi atanması durumunda atanan vasinin ilgili mahkemeden alacağı husumet izin belgesiyle davayı takip etmesi sağlandıktan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek şizofreni hastası olan davacının verdiği vekaletnameye dayanarak davayı takip eden avukatın huzuru ile yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.