MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.8.1996- 1.4.2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi
K A R A R
Dava, davacının 19.8.1996- 1.4.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz olarak geçen ve davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın davacının işten ayrılış tarihi olan 16.3.2002 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 25.9.2008 tarihinde açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 19.8.1996 tarihinde davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği 19.8.1996-20.12.1996 tarihleri arasında 96 gün, 1.5.2001- 15.11.2001 tarihleri arasında 234 gün, 2002 yılında 62 gün çalışmasının bildirildiği 16.3.2002 tarihinde çıkış gösterildiği 2003 yılında 47310 nolu işyerinden 6 gün çalışma bildirilip 30.4.2003 tarihinde çıkış gösterildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesi olup yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tesbit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurum’ca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Yerleşik Yargıtay görüşü, birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır. Bu nedenle işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki kısmi bildirimin aksinin eşdeğer belgelerle ispat edilebileceği kabul edilmelidir.
Yapılacak iş 2003 yılında davacının çalışmasının bildirildiği 47310 nolu işyerinin hangi işverene ait olduğunu belirleyip, işverenin resmi bir kurum olduğu yaptığı tüm ödemelerin belgeye dayalı olması gerektiği gözetilerek davalı işverenden uyuşmazlık konusu döneme ilişkin tüm işyeri ücret bordrolarını davacının işyeri şahsi dosyasını da getirtmek suretiyle tüm delilleri bir arada değerlendirip hak düşürücü süreyi yeniden tartışarak çıkacak sonucu göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.