MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 215.660.21-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve duşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.12.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava 01.05.2007 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan kazanın, işverenin tam kusurlu hareketleri sonunda meydana geldiği, başkaca kusurlunun bulunmadığına ilişkin kusur bilirkişi raporuna değer verilerek, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, E sınıfı sürücü belgesine sahip olup çekici şoförü olarak davalı ... Tic. Ltd. Şti.’de çalışmakta olduğu, olay günü ... plakalı çekici ile... plakalı dorseye yüklenen iki adet beton köprü kirişini Ankara’dan İstanbul’a götürmekte iken Ankara güney çevre yolunda sol ön lastiğinin patlaması ve sırt atması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüj ve aydınlatma direğine çarparak aracın devrilmesi ile meydana gelen trafik iş kazasında öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Esas 2010/ 7517
Karar 2010/12551
Hükme dayanak alınan ve olay nedeniyle % 100 oranında davalı işvereni kusurlu bulan 13.07.2009 tarihli bilirkişi raporuna davalı tarafça: sigorta müfettişi tarafından düzenlenen soruşturma raporunda işverenin kusurlu bulunmadığı, lastiğin üretim hatası ya da yoldan kaynaklanan nedenlerle de patlayabileceği ileri sürülerek itiraz edilmiş ve çelişkinin giderilmesi istenilmiştir. Gerçekten 506 sayılı Yasa’nın 130/4 ve 5510 ayılı Yasa’nın 59/2 maddeleri gereğince aksi sabit olana kadar geçerli olan 31.10.2008 tarihli sigorta müfettiş raporunda “işverenin çalışma sırasında her türlü önlemi aldığı, sürücünün E sınıfı ehliyet sahibi olduğu, işverenin kastı ya da suç sayılır bir hareketi veya işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin bulunmadığı” tespit edilmiştir. Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Mahkemece davalı tarafça ileri sürülen itirazların değerlendirerek dava konusu olay nedeniyle tarafların kusur durumuna ilişkin olarak aralarında trafik ve iş güvenliği uzmanının da bulunduğu üç kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak gerekirken, gerekçeleri yazılmaksızın makine mühendisi iş güvenliği uzmanı tek kişi tarafından düzenlenen 13.07.209 tarihli kusur bilirkişi raporunun esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; trafik ve işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
2-Davalının tazminatın hesaplanmasına esas alınacak ücretle kısmi ödeme yapıldığına ilişkin itirazlarına gelince: İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle hak sahiplerinin maddi tazminatının hesaplanmasında, sigortalının gerçek ücretinin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı işçinin çekici araç kullanmak üzere işi alındığı E sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu, bu nitelikteki bir işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, giderek, sigorta müfettişinin asgari ücret üzerinden yapmış olduğu saptamanın ve işverenin sunduğu imzalı hesap pusulasının gerçeği yansıtmadığı açık-seçiktir. Nitekim davacı taraf da işverenin düzenlediği bu belgelere gerçeği yansıtmadığından bahisle itiraz etmiştir. Davacının asgari ücretle çalışmadığının kabulü yerindedir. Ancak davacının olay asgari ücretle aylık net 750,00-TL arasında ücret alabileceğine ilişkin İstanbul Ticaret Odası’nın cevabında bildirilen ücretten 750,00-TL’nin esas alınarak ve asgari ücrete oranlanmak suretiyle net asgari ücretin 1,86 katı ücretle çalıştığının kabulü de hatalı olmuştur. Yapılan işin niteliğine göre Ticaret Odasının emsal ücret belirleyecek konumda olmadığı da açıktır.
Yapılacak iş, davacılar murisinin çekici araç kullandığı ve E sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu giderek asgari ücretle çalışmayacağı kabul edilerek, ilgili meslek kuruluşundan davacılar murisinin bilinen devrede alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, gerçek ücretle işçinin tazminatını yeniden hesaplatmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre SGK tarafından hesaplanarak bildirilen peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek, ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Esas 2010/ 7517
Karar 2010/12551
Öte yandan davacı eş ...’e 22.05.2007 tarihinde banka aracılığıyla 7.000,00-TL gönderildiği, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu ödemenin davacıların ileri sürdüğü gibi ölenin çalışma arkadaşları tarafından toplanan yardım yada davalı tarafın ileri sürdüğü gibi maddi tazminata karşılık olarak işverence yapılan bir ödeme olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece hak sahiplerinin maddi tazminatları belirlenirken bu ödeme dikkate alınmadığı ancak bunun nedenine ilişkin gerekçenin kararda bulunmadığı görülmektedir. Öte yandan 7.000,00-TL’lık ödemenin hangi nedenle ve kim tarafından yapıldığına dair hiçbir araştırma da yapılmamıştır, Hal böyle olunca davacı tarafa ödenen 7.000,00-TL’nin kim tarafından ve hangi nedenle yapıldığı araştırılmaksızın ve gerekçesi yazılmadan maddi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalının sair önlere ilişkin temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, davalı yararına takdir edilen 825.00-TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.12.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden sigortalının davalı şirkete ait taşımacılık işyerinde ağır vasıta şoförü olarak çalıştığı 01.05b2007 olay tarihinde şirkete ait araçların konvoy halinde yola çıktığı, sigortalının dorsesine 30 ton ağırlığında köprü kirişi yüklü çekiciyi kullandığı ve önde olduğu, çekicinin sol ön tekerinin patlaması ve sırt atması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solunda orta refüjde bulunan demir korkuluklara çarparak yoldan çıkıp devrildiği ve sigortalının öldüğü, konvoyun arkasından gelen eskort aracı sürücüsü olan ...'nun Cumhuriyet Savcısına verdiği 01.05.2007 tarihli ifadesinde konvoydaki araçların hızının 55-60 km kadar olduğu, sigortalının kullandığı aracın sol ön lastiğinin gümlediğini, dengenin kaybolduğunu, sigortalının aracı toparlayamadığını beyan ettiği, trafik polisi tarafından tutulan trafik kaza tutanağında "sol ön lastiğin patlaması ve sırt atması" neticesinde sigortalının direksiyon hakimiyetinin kaybettiğinin, sürücünün kusurunun bulunmadığının yazılı olduğu, Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen 24.05.2007 tarihli takipsizlik kararında olayın lastik patlamasına bağlı teknik arızadan meydana geldiğinin belirlendiği mahkemece alınan 13.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda olayın ön tekerin patlaması ve sırt atması ile meydana geldiği,
araç tekerinin ekonomik ömrünü yitirmesi ve düzenli bakımın yapılmaması sonucu patladığı, sürücünün konvoyla birlikte olması diğer araçlardan farklı veya aşırı hızlı biçimde araç kullanılmadığını, gösterdiği, aracın bir dış etki ile patladığına dair dosyada net somut bir veri bulunmadığı, işverence aracın teker kontrollerinin periyodik olarak yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davalı işverenin %100 olarak kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Aracın işleteni araçtaki bozuklukların sonuçlarına katlanmak zorunda olup kurtuluş nedeninden yararlanamaz. İşleten motorlu aracın yapımcısının hataları veya onarım sırasında oluşan bozukluklarından da sorumlu olup kusurlu yapımcıya veya onarımcıya rücu hakkı saklıdır.
Bozukluk kavramı geniş bir kavram olup nedenleri önemli değildir. Donanımdaki, gereç ve aygıtlardaki ayıplar, kötü onarımdaki bozukluklar, zorunlu donanımların bulunmaması, iyi çalışmaması gibi bozukluğun umulmadık durumdan kaynaklanması (lastiğin dış etkenle patlaması) nedensellik bağını kesecek bir kurtuluş kanıtı olarak değerlendirilemez. İşleten, tüm önemi göstermiş olsaydı bile önleyemeyeceği bozukluklardan da sorumludur.
Somut olayda "aracın tekerinin patlaması ve sırt atması" şeklinde oluşan teknik arızanın sigortalının veya üçüncü kişinin kusurundan meydana geldiğine ilişkin bir delil bulunmadığından, sigortalının 55-60 km hızla seyrettiği ve konvoyla birlikte seyir halinde olduğu tanık beyanı ile sabit olduğundan sigortalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığına göre teknik arıza ister işverenin bakım kusurundan meydana gelsin isterse yapım hatasından meydana gelsin davalı işveren sigortalının yakınları olan davacılara karşı zararın tümünden sorumlu olacağından yeniden kusur incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmayıp sigorta müfettişi tarafından da olayın lastik patlaması sonucu meydana geldiği kabul edilmekle tahkikat raporunda işverenin bir kusurunun bulunmadığından söz etmiş olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı işverenin zararın tümünden sorumlu olduğuna ilişkin kabulü doğrudur. Sayın Çoğunluğun sigortalının gerçek ücretinin belirlenmesi ve davacılara yapılan ödemenin niteliği ile ilgili bozma nedenine katılmakla birlikte yeniden kusur incelemesi yapılması yönündeki bozma gerekçesine katılmıyorum.