MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 1.10.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanmasına,aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, oğlu ...’ın astsubay iken 8.4.2001 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa oğlunun Emekli Sandığı’nda 5 yıl 10 ay 23 gün hizmeti bulunduğunu, davalı kurumun müteveffa oğlunun 18 yaşı altındaki hizmetini değerlendirmediğini ve hizmet süresini 4 yıl 9 ay 32 gün olarak kabul ettiğini bu nedenle aylık talebini reddettiğini belirterek 1.10.2008 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanmasını, aksine kurum işleminin reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 12.11.2008 tarihli ölüm aylığı talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile davacıya 1.12.2008 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanmasına, davalı kurumun 15.10.2008 tarihli ölüm aylığı bağlanma talebinin reddine ilişkin işlemin yerinde olduğundan buna dair davacı talebinin reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa"ile belirlenmiş olup kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınır.
5510 sayılı Kanun’un geçici 7.maddesindeki ,bu Kanunun yürürlük tarihine kadar ...5434 sayılı Kanunlara ....tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri ,fiili hizmet süresi zammı itibari hizmet süreleri borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ;yine 5510 sayılı Kanunun geçici 4.maddesindeki bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı taktirde ;iştirakçi iken bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4.maddesinin 1.fıkrasının (c)bendi kapsamına alınanlar,bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayıl Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4.maddesinin birinci fıkrasının ( c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı bildirilmiş olup T.C Emekli Sandığı sigortalıları veya hak sahipleri arasında 5434 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda anılan sandıkça tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan idari işlemler hakkında yetki,şekil,sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılacak davalar 2577 sayılı Yasa gereğince idari yargı yerinde çözümlenebilecektir.5510 sayılı Kanunun 101.maddesindeki ,bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde bu kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğine ilişkin düzenlemeler ;eldeki davada 5510 sayılı Kanunun hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı tesbiti istenen dönem itibariyle mülga 5434 sayılı Kanun uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girdiğinden hizmet süresinin tespiti yönünden 5434 sayılı Yasa gereğince davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğu açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirmeye göre; davalı ... Başkanlığı’na yönelik açılan ve görülen inceleme konusu davada, taraflar arasındaki T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacının oğlunun 18 yaşın altındaki hizmetlerinin değerlendirilmesi ile ilgili hukuki uyuşmazlığın çözümünde 5510 sayılı Yasa'nın uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 101. madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli olmayıp, idari yargının görevli olduğunun belirgin bulunmasına göre, "yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine” karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde kamu düzenine ilişkin bu husus resen nazara alınmalı davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 15.12.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.