MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.10.1998-15.11.1999 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde 1.10.1998-15.11.1999 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının çalıştığı sürelerin tespiti için delil toplamak amacıyla masrafları yatırması için 10 günlük kesin mehil verilmiş davacının yapılan ihtara rağmen bu sürede masrafları karşılanmadığı gerekçesi ile de davanın kesin süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Hizmet tespitine ilişkin, istemin: yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555 – 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının çalışma iddiasına ilişkin olarak delil bildirmek ve gerekli masrafları vermek üzere verilen sürede masraf verilmemesi nedeniyle 1.10.2009 tarihinde kesin süre verildiği ve bir sonraki celse ara kararı yerine getirilmediğinden davanın kesin süreden reddine karar verilmiş ise de hizmet tespitine ilişkin istemi kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen inceleme yapılması gerektiği açıktır.
Bu nedenle (1086 sayılı HUMK’nun 415. maddesi) 6100 sayılı Yasanın 325.maddesinde tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verileceği, belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedileceği bildirilmiştir. Mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince yapılacak masrafın iki taraftan birinin veya her ikisinin ödenmesine karar verilebileceği, taraflar ödemez ise de, ilerde haksız çıkandan alınmak üzere Devlet Hazine’sinden (Cumhuriyet Başsavcılığı-Suçüstü Ödeneği) ödenmesine dahi karar verilebilecekken, davacı tarafından yatırılan giderin, kesin süreden sonra yatırıldığı gerekçesi ile kabul edilmeyerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılarak deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuç gereğince bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy