MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01.01.1994-17.05.1999 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olduğunun ve 01.10.2009 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Yasanın geçici 10. Maddesi hükümlerine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında kalan sigortalı çalışmaları dışında 1.1.1994-17.5.1999 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun ve 1.10.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, duruşmanın 14.4.2010 günlü oturumunda tefhim edilen kısa karar ile "Davanın kabulü ile davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu 10.12.1993-31.12.1993 tarihleri arasındaki 21 günlük süre dışında 1.5.1986-17.5.1999 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine" karar verilmiş ise de gerekçeli kararda " Davanın kabulü ile davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu 10.12.1993-31.12.1993 tarihleri arasındaki 21 günlük süre dışında 1.5.1986-17.5.1999 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine ve ilaveten davacının tahsis talep tarihi olan 16.9.2009 tarihini takip eden 1.10.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine " karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın 14.4.2010 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itiraz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy