MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava 17/12/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu bedensel zarar gören sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece süre verilmesine rağmen tazminat talebinin ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğunun davacı tarafça açıklanmadığı dava dilekçesinin konu başlığındaki açıklamalara ise karalamalar nedeniyle itibar edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık maddi ve manevi tazminat istemlerinin açıklanmasına ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı HUMK’nun 179 ve 75. maddeleridir. Anılan yasal düzenleme gereğince Hakim dava dilekçesinde müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında izahat isteyebilir. Somut olayda ise davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin ne kadar oldukları dava dilekçesinde açıkça bellidir. Her ne kadar dava dilekçesinin konu bölümünde sonradan kalemle düzeltme yapıldığı görülmekte ise de bu düzeltmelerin davacı vekili tarafından imzalanmış bulunması karşısında geçersiz olduğundan söz etmek mümkün değildir. Öte yandan dava dilekçesindeki tazminat taleplerinin açıklanmadığı durumlarda ise maddi ve manevi tazminatın müsavi olarak istendiğinin kabulünün gerektiği, birden çok davalıdan tazminat talebi söz konusu ise açıkça müteselsil sorumluluğa dayanılmıyorsa veya dava dilekçesinden müteselsil sorumluluğa dayanıldığı anlaşılamıyorsa ya da davalılar arasında kanundan kaynaklanan bir teselsül ilişkisi yoksa burada da davalıların sorumluluğunun müsavi olduğunun kabulünün gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca davanın esası hakkında inceleme yapılmak gerekirken dava dilekçesinin anlaşılamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Kaldı ki davacının dava dilekçesinde kanuni noksanlıkların bulunduğu kabul edildiğine göne, Dava dilekçesinin reddi yerine davacının aynı konuda bir daha dava açmasına engel olacak biçimde davanın reddine karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi