MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 28.02.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının anne ve babasının maddi zararları ile anne, baba ve kardeşlerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminata yönelik davanın reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar ile davalı ... İnş. Tic AŞ. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalıya ait inşaat işyerinde bekçi olarak çalışmakta iken 28.02.2005 günü kalmakta olduğu barakada ısınma amaçlı kullanılan kömür sobasından sızan CO gazından zehirlenerek kaldırıldığı hastanede 17.04.2005 tarihinde öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak düzenlenen 24.04.2008 tarihli kusur bilirkişi raporunda işverenliğin % 100 oranında kusurlu bulunduğu kazalının ise kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Aynı olay nedeniyle ölen işçinin eşi ve çocuklarının açtığı davada düzenlenen 05.11.2008 tarihli raporda işverenliğin % 70, kazalının % 30, 11.03.2009 tarihli raporda ise işverenliğin % 100 oranında kusurlu bulunduğu kazalının ise kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle ölenin anne, baba ve kardeşlerinin açtığı dava ile eş ve çocuklarının açtığı davada düzenlenen kusur bilirkişi raporlarında farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır.
Oysa, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; iş sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konu yeniden inceletilerek, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşullar ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı Ve Güvenliği
Esas 2010/9063
Karar 2010/12562
Yönetmeliğinin ilgili maddeleri de göz önünde tutularak işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde değerlendirilerek, kusurun aidiyeti ve oranına ilişkin rapor almak, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 09.07.2009 havale tarihli kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davacının temyiz itirazları ile davalının sair temyiz itirazlarının ilerde incelemesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.