MAHKEMESİ:İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
Davacı, maaşından yapılan indirimin kaldırılmasına, fazla alınan kesintinin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının ve davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, Kurum işleminin iptali ile davacının gelirinden yersiz ödeme nedeniyle yapılan kesintinin durdurulması ve yapılan kesintilerin davacıya iadesi ile davacının gelirinin tam olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının kötüniyetli olmaması nedeniyle yersiz ödeme miktarını iade ile yükümlü olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.535,04 TL nin davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı ...'in 11.11.1994 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu % 49 oranında sürekli iş göremezliğe uğraması üzerine 13.3.1995 tarihinden itibaren gelir bağlandığı, davacının iş kazasında % 100 oranında kusurlu olduğunun anlaşılması üzerine 506 sayılı Yasa'nın 110/2 maddesine göre gelirinin başlangıç tarihi itibariyle yarıya indirilerek 13.3.1995-22.12.2001 tarihleri arasında yersiz ödenen 2.535,04 TL nin davacı adına borç kaydedilerek 2001 yılı Aralık ayından itibaren gelirinden ¼ oranında kesinti yapılarak tahsil edildiği, davacının 16.3.1998 tarihinde kesinleşen Gölbaşı (Ankara) Asliye Ceza Mahkemesinin 6.11.1996 tarih ve 1994/272-1996/127 E.K. sayılı dava dosyasında sanık olarak yargılandığı ve tam kusurlu bulunarak mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 6111 sayılı Yasa'nın 44.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasa’nın “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. maddesinde;
"Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, mahkemece davacının kötüniyetinin bulunmadığı belirtilerek 818 sayılı Borçlar Kanun'unun 63. maddesi de değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı Kanun'un 63. madde hükmünün uygulama yeri olup olmadığı hususunun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63’üncü maddesi uyarınca iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat
ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacaktır. Buna karşın; zenginleşenin, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor olması halinde, kötü niyetli sayılacağında da kuşku bulunmamaktadır.
Mahkemece Borçlar Kanun'un 63. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi de sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğindedir. Bu durumda özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un özel düzenleme içeren 96. maddesi hükmünün genel nitelikteki 818 sayılı Borçlar Kanun'unun 63. maddesi hükmüne nazaran uygulama önceliğine sahip olduğu tartışmasızdır.
O halde, yukarıda yapılan açıklamaların ışığında özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/21-362-409 E.K. sayılı kararı da aynı yöndedir)
Açıklanan nedenlerle, mahkemece öncelikle, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi kapsamında araştırma ve inceleme yapılarak, yersiz ödemenin davacı sigortalının kasıtlı ve kusurlu davranışından mı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işleminden mi kaynaklandığı; eş söyleyişle davacının sebepsiz zenginleşmede iyiniyetli olup olmadığı hususlarının belirlenmesi; ardından da yine 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi hükmü gözetilerek yapılacak değerlendirme ve varılacak sonuç ile iade yükümünün kapsamı belirlenmeli ve davacının dava dilekçesine konu diğer talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 09/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.