MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, Kuruma yapmış olduğu doğum borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, sigortalı olarak çalıştığı işinden 30.02.1980 tarihinde ayrılan davacının 28.12.1980 tarihinde yaptığı doğumun, işten ayrıldığı tarihten itibaren 300 gün içerisinde gerçekleşmediğinden bahisle, doğum borçlanmasının ve yaşlılık aylığı isteminin reddine ilişkin Kurum işleminin iptali ile doğum borçlanmasının geçerli olduğunun ve 04.06.2009 tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir,
Mahkemece, davacının doğum borçlanmasının geçerli olduğunun ve 01.07.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının tescil tarihinden sonra doğum yaptığı ve doğurduğu çocuğun yaşadığının belli bulunmasına göre yerel mahkemenin davacının doğuma dayalı borçlanma isteminin geçerli olduğunun tespitine ilişkin kararı yerindedir. Ancak yaşlılık aylığına ilişkin kararı eksik araştırmaya dayalı olarak verilmiş bulunması nedeniyle hatalı olmuştur.
Davacının yaşlık aylığı talebinde bulunduğu tarihte 51 yaşını bitirdiği ve 15 yılı aşkın sigortalılık süresinin bulunduğu, aylık bağlanması için gerekli 3600 prim ödeme gün sayısının doğum borçlanması ile birlikte tamamlanabildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle geçerli bir doğuma dayalı borçlanma olmaksızın davacının yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün değildir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa'nın “Sigortalıların borçlanabileceği süreler” başlıklı, 41/1-a maddesinde; “Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri,... kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82. maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın %32'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır... Bir ay içinde ödenmeyen borçlanmalar için ise yeni başvuru şartı aranır. Primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz.” hükmü düzenlenmiştir. Öte yandan davacının doğum borçlanma bedelini ödeyip ödemediği ödemiş ise hangi tarihte ödediği belli değildir. Doğum borçlanma bedelinin ödenmesi ile borçlanılan süreler hizmetten sayılacağından ancak bu tarihte davacının yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan prim ödeme gün sayısına ulaşacağı ortadadır. Hal böyle olunca doğuma dayalı borçlanma bedelinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihte ödendiği araştırılmaksızın davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.