MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 29.12.1994-27.03.2008 tarihleri arasındaki dönemin isteğe bağlı sigortalı olduğunu ve 01.05.2009 tarihinden itibaren emekli aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava: Davacının, 19.12.1991 tarihinde başlayan Limitet şirket ortaklığı nedeniyle, aynı tarih itibarıyla başlatılan ... sigortalılığını, şirket ortaklığının bittiği 29.12.1994 tarihinde sona erdirerek, primleri ödenen 29.12.1994-27.03.2008 tarihleri arasında kalan dönemdeki sigortalığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile davacının 29.12.1994- 27.03.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ_kur sigortalısı olduğunun ve 01.05.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dava konusu dönem dikkate alındığında, limitet şirket ortaklığı nedeniyle 19.12.1991-29.12.1994 tarihleri arasında kalan sürede zorunlu ve 01.06.2006-27.03.2008 tarihleri arasında kalan sürelerde isteğe bağlı olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu davalı Kurum tarafından kabul edildiğinden, belirtilen tarihler arasındaki sigortalılık uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacının limitet şirket ortaklığının sona erdiği 29.12.1994 tarihi ile Kurumca prim ödemesine göre isteğe bağlı sigortalılığın başlatıldığı 01.06.2006 tarihleri arasında kalan sürede, zorunlu ... sigortalısı olmasını gerektirir yasal bir kaydı bulunmayan davacının sonradan yaptığı toplu ödemenin uyuşmazlık konusu dönemde, davacıya, geçmişe yönelik olarak zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalılık kazandırıp kazandırmayacağına ve davacının tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Mahkemece davacının 5458 sayılı yasadan yararlanarak 29.06.2006 tarihinde yaptığı ödemeden uzunca bir süre geçerek primler kullanıldıktan sonra tahsis istemi üzerine sigortalılığın iptalinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan bahisle uyuşmazlık konusu dönemde davacının isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve yasanın aradığı prim ödeme gün sayısı ile yaş şartlarını taşıdığından yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur. Davacının ilk prim ödemesinin 25.03.2005 tarihinde yapıldığı, bundan sonra 5458 sayılı yasadan ve 5510 sayılı yasanın geçici 24 maddesinden yararlanılarak prim borçlarının ödendiği, 27.03.2008 tarihinde yeniden limitet şirkette kurucu ortak olduğu, 15.05.2009 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurumun davacı tarafından 5458 sayılı yasa ile 5510 sayılı yasa gereğince yapılan 01.06.2006 tarihi ile 30.09.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirdiği, 31.05.2009 itibarıyla 19.506,08-TL fazla ödemesinin bulunduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının zorunlu sigortalılık için yasanın aradığı koşullara sahip olmadığı 29.12.1994 ile 01.06.2006 tarihleri arasında kalan dönemde sonradan primlerin toplu olarak ödenmesi halinde, primlerin tahsil edildiği sürelerde davacının ... sigortalısı olarak kabulünün mümkün bulunup bulunmadığına gelince: Davalı Kurum’un vergi, oda ve sicilde kayıtlı olunan ya da şirket ortağı bulunulan dönemleri bilmesine rağmen, uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde geçmişe yönelik prim tahsil ettikten ve uzun süre bu primleri kullandıktan sonra bu döneme ilişkin sigortalılığı iptalinin Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olduğu, ...’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Davacıdan 5458 ve 5510 sayılı yasa gereğince geriye yönelik tüm primlerin tahsilinin, uyuşmazlık konusu 29.12.1994 ile 01.01.2006 tarihleri arasında kalan dönemde davacının zorunlu ya da isteğe bağlı ... sigortalı olarak kabulüne yeterli olup olmadığına gelince: Davacının ilk prim ödemesi 25.05.2005 tarihindedir. Bundan sonra dan 5458 sayılı yasadan yararlanarak 29.06.2006 tarihinde ve 5510 sayılı yasanın geçici 24. maddesinden yararlanarak 31.07 2008 tarihinde ödemede bulunduğu görülmektedir. Davacının yapılandırmadan yararlanarak yaptığı prim ödeme tarihlerine göre, ödeme ile tahsis talebi arasında üç yıl kadar bir sürenin geçtiği, iptal işleminin tahsis talebinden önce yapıldığı dikkate alındığında, davacıdan sonradan geriye yönelik olarak tahsil edilen primler bakımından uzun süreli kullanım koşulunun gerçekleşmediği ortadadır. Hal böyle olunca 29.12.1994 tarihinden sonra vergi kaydı ya da şirket ortaklığı bulunmayan sürelerde davacının zorunlu ... sigortalısı olarak kabulüne olanak olmadığı ortadadır. 29.12.1994-01.06.2006 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olarak kabulünün mümkün olup olmadığına gelince:
1479 sayılı Kanun'un 79. maddesi, 24. madde kapsamına girmeyenlerin isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini öngörmüş olup, bu yönde tescil istemi bulunmamasına karşın zamanında ödenen primlere karşılık gelen sürenin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşmektedir. Bu gibi durumlarda Ödenen primlerin karşılığı olan süre bilirkişi incelemesi ile saptanmalı ve ilk ödeme tarihinden itibaren anılan süre kadar isteğe bağlı sigortalılık hüküm altına alınmalıdır. Davacının 29.06.2006 ve 31 07.2008 tarihilerinde yaptığı ödemenin 01.06.2006 tarihinden sonra isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirildiği ortadadır. 25.03.2005 tarihinde yapılan ödemeye gelince, bu ödemeden 19.12.1991-29.12.1994 tarihleri arasındaki zorunlu sigortalı olunan süreye ait prim ve gecikme zammının mahsubundan sonra, artanı olursa artan ödemenin primlerini karşıladığı süre kadar davacının isteğe bağlı sigortalı olarak kabulü gereklidir.
Yapılacak iş 25.03.2005 tarihinde yapılan ödemenin 19.12.1991-29.12.1994 tarihleri arasındaki zorunlu sigortalı olunan süreye ait prim ve gecikme zammının mahsubu ile artanı olursa bu ödemenin yapıldığı aydan başlamak ve mahsuptan sonra kalan olursa kalan ödemenin primlerini karşıladığı süre ile sınırlı olarak davacının isteğe bağlı sigortalı olduğu kabul edilerek tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşullarına sahip bulunup bulunmadığını değerlendirmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle geçmişe yönelik isteğe bağlı sigortalılık oluşturur biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.