MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, taşınmazı ve aracı üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyizde hukuki yararı olmadığından temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazına yönelik incelemede;
Davacı, S.G.K. Dışkapı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 53.000-TL. civarında prim borcu olduğu gerekçesiyle mallarına haciz konulduğunu, ancak haczedilen malların değerlerinin borç miktarından çok yüksek olduğunu belirterek taşınmazları ve aracı üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının menfi tesbit davasında İhtiyati tedbir kararı ile borç miktarından fazla değerde yapılan hacizlerin iptalini istediği, taşkın haciz iddiasının ayrı bir dava konusu olmakla, menfi tesbit davasında tedbirle çözülmesinin mümkün olmadığı, uyuşmazlıkların H.U.M.K. 103. Maddesine göre dava konusu uyuşmazlığı esastan çözer şekilde tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının taşınmazları ve aracı üzerine konan hacizlerin kaldırılması talebinin dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Kuruma olan 55.000,00-TL prim borcu nedeniyle Kurumun 2010/31058 takıp sayılı dosyasında yürütülen icra işlemi kapsamında davacının aracına ve gayrimenkullerine haciz konulduğu, Ankara 16. İş Mahkemesi'nin 2010/857 Esas sayılı dosyasında davacının, davalı Kuruma borcu bulunmadığı hususunda görülen menfi tespit davasında davacının mahkemeden araç ve taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılması için talepte bulunduğu, mahkemenin 11.11.2010 tarihli ara kararı ile davacının taşkın haciz iddiasının ayrı bir dava konusu olmakla menfi tespit davasında çözülmesinin mümkün olmadığı, dava konusu uyuşmazlığı esastan çözer gibi karar verilemeyeceği gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği, davacının bu kez 22.11.2010 tarihli mevcut davayı açarak taşkın hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı borçlunun taşkın haciz şikayetinin esası incelenerek, iddia ve dosyadaki belgelere göre, alacağın ödenmediği, davalı borçlunun temerrüde düştüğü ve alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu gözetilerek, davacının malvarlığı değeri tespit edilip, borca yetecek miktar için haciz kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yapılacak iş; davacının malvarlığı değeri tespit edilip, borca yetecek miktar için haciz kararı vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.