MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 5.7.1999-16.1.2006 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle işçilik alacaklarının yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince süresi dışında, davalılar vekillerince de süresinde temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Öte yandan, iş mahkemesince verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin yasada bir hükümde bulunmamaktadır.
Olayda hüküm 12.3.2009 tarihinde temyiz eden davacı vekilinin yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 28.4.2009 tarihinde vuku bulmuştur. Bu durumda, davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde, 1.6.1990 Tarih ve 1989/ 3 E. 1990/4 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da gözönünde tutularak davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Davalı Kurum ve işveren vekillerinin temyizine gelince;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum ve işveren vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Davacı davalı işyerinde Temmuz 1999 tarihinde işe başladığı halde 6 ay sonra sigortasının yapıldığını ve kesintisiz çalıştığı halde 21.5.2005 tarihinde işten çıkışının yapıldığından, 5.7.1999-Aralık 1999 arasında ve 21.6.2005 tarihinden itibaren kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüyle davanın davalı işveren şirkete ait işyerinde 21.6.2005-16.1.2006 tarihleri arasında sürekli çalıştığının ve Kuruma bildirilmeyen 264 günlük çalışmasının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı şirkete ait (1934875) sigorta nolu işyerinden 14.12.1999 tarihinde işe giriş bildirgesi ile girişinin ve bu tarihten itibaren çıkışının yapıldığı 21.5.2005 tarihine kadar tam olarak çalışmalarının bildirildiği, Kurumdan davalı işyeri dosyası, kapsama alınma tarihi ve dönem bordrolarının istenmediği, davalı işverence düzenlenmiş ücret bordrosu bulunmadığı, Ticaret Sicil Memurluğunca davalı işveren Yapı Group Madencilik İnşaat Toprak Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 11 tane kurucu ortağı olduğu davacının bu şirketin hissedarı olup kurucu ortak olmadığı, 2003-2004-2005 yılları olağan genel kurul ve 26.2.2006 tarihli toplantısında hazirun cetvelinde 9 hisse ile (1.800 TL bedelli) imzasının bulunduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde davacının çıkışının verildiği 21.5.2005 tarihi sonrası döneme ilişkin fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten işyeri dosyası ve dönem bordroları getirtilmediğinden ifadesi hükme dayanak alınan tanıkların davacıyla birlikte bu işyerinde çalışıp-çalışmadıkları, belli olmayıp zabıta araştırmasında işyerinin çevresinde başka bir işyeri bulunmadığı tespit edildiğinden, tanıkların kayıtlı komşu işyeri çalışanlarından da olmamasına göre tanık beyanları çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş, davalı işverene ait (1034975) sigorta nolu işyeri dosyasını ve dönem bordrolarını Kurumdan getirtmek, davacı asilin “...fabrikanın 15 paylı hissedarıyım, fabrikanın inşaatı durmuş olsa bile ben sürekli güvenlik görevlisi olarak çalıştım, halen aynı yerde görevime devam ediyorum, ücrette alıyordum, işyerinin mülkiyeti benimdir, bu yere her gün mesai içinde gitmem, zaten sürekli durularak yapılacak bir iş yoktur, standardı yoktur, gitmediğim günlerde olmuştur” beyanı da gözetilip, davacının tespitine karar verilen dönemde davacı ile aynı işyerinde çalışan başkaca kayıtlı tanıklardan varsa şirket muhasebecisi, personel sorumlu müdürü, inşaat şantiye şefi, inşaat işçileri ...gibi fabrika inşaatında fiilen bilgi ve görgü sahibi olabilecek işyeri çalışanlarının beyanlarına baş vurularak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerinin yasa kapsamına alınma tarihini belirlemek, işverenden imzalı ücret ve puantaj cetvellerini sormak varsa dosyaya getirtmek, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre, davacının kararı temyiz etmediğide gözetilerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.