MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 17.06.1999-13.01.2004 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde 17.06.1999-13.01.2004 tarihleri arasında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyularak istemin aynen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen 13/03/2008 tarihli karar Dairemize ait 02.11.2009 gün ve 2008/15484 Esas,2009/13973 Karar sayılı ilam ile, ""....Somut olayda; davacının davalıya ait işyerlerinden dava konusu dönemdeki çalışmaları kısmi ve kesintili olarak bildirilmiştir...Dava konusu dönem içinde imzalı ücret bordrosu, puantaj belgesi olan aylarda bu belgelerdeki süreler kadar bildirim olduğu, belge olmayan dönemle ilgili 2000-2004 yılları arasında sürekli çalışan davalı bordro tanıkları çalışmanın sürekli olmadığını çağrıldıklarında gidip çalıştıklarının,2002-2003 yıllarında kısmi bildirim yapılan davacı tanıklarının çalışmanın sürekli olduğunu söyledikleri, tanıkların davaya konu dönemin tamamında çalışan kişiler olmadığı gibi taraf tanıkları arasındaki mübayenetin giderilmediği açıktır.
Yapılacak iş; Mahkemece işin esasına girilerek , dava konusu yapılan çalışma döneminin tamamında, imzalı ücret bordrosu olan dönemlerde imzalı ücret bordrosu kadar, imzalı ücret bordrosu olmayan veya olup da itiraz edilen imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemlerde , Kuruma davalı işyerinden dönem bordrosu verilmiş ise davaya konu dönemin tamamında sürekli çalıştığı bordrolar ile tespit edilen çalışanlarını, bordro verilmemiş veya verilse de sürekli çalışan bordro tanıkları yok ise gerektiğinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının dinlenerek; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı davacı çalışmalarının sürekli olup olmadığı konusunda yöntemince beyanlarını almak, dinlenen tanıkların yukarıda açıklanan özelliklerde davacı ile beraber çalışan ve komşu işyerlerinde çalışan kayıtlara geçen kişiler olması halinde bunların da beyanlarını değerlendirmek, gerekli bilgi ve belgeleri toplamak, davalıya ait işyerlerinde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.."Nedenlerine dayalı olarak bozulmuştur.
Öncelikle belirtilmelidir ki; 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda açıklanan şekilde işlem yapılmadan çelişkili bodro tanık beyanları ile ve özellikle imzalı ücret bordrosu ve puantaj kayıtları olan aylarda da tam çalışma kabul edilerek ve Kuruma bildirilen süreler dahi dışlanmaksızın sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup yeniden bozmayı gerektirmektedir.
Yapılacak iş; yukarıda açıklanan dairemize ait bozma ilamında belirtilen hususlarda işlem yapılarak gerektiğinde iş ve sosyal güvenlik uzmanı bir bilirkişiden rapor da aldıktan sonra, oluşacak sonucuna göre bir karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.