Davacı, ... vekili Avukat ... ile davalılar, l-... Konut Yapı Koop. vekili Avukat ... 2-... 3-... 4-... vs. Vek.Av. ... 5-... aralarındaki tazminat davası hakkında ... l. İş Mahkemesinden verilen 21.3.2011 gün ve 542/133 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 14.6.2011 gün ve 6776/ 5583 sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
İstem, maddi yanılgının düzeltilmesine ilişkindir.
Maddi yanılgının varlığı halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ve maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Davacı vekili, 4.8.2011 tarihli dilekçesinde, mahkemenin 24.12.2008 tarihli kararı ile "Davacının maddi zararının Kurumca bağlanan gelir ve yapılan ödemelerle karşılandığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine" karar verildiği halde "Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden hesap edilen 6.432,34 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... dışındaki diğer davalılara verilmesine" karar verildiğini, 15.9.2010 tarihli dilekçe ile Dairemizin 7.6.2010 tarihli kararının 1.bendinin maddi yanılgıya dayalı olması nedeniyle, mahkemenin 24.12.2008 tarihli kararının "avukatlık ücretine" ilişkin kısmının da bozulmasını istediğini ancak mahkemenin maddi yanılgı dilekçesini dava dosyasında bekletmesi sonucunda Dairemizin 14.6.2011 tarihli kararı ile "...hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden takdir edilen avukatlık ücretinin Dairemizin 7.6.2010 tarih ve 2009/6955 – 6500 E.K.sayılı kararına karşı maddi hata yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş" olması nedeniyle mahkemenin 21.3.2011 tarihli kararının onandığını belirterek 15.9.2010 tarihli maddi hata dilekçesi dikkate alınarak yerel mahkemenin 24.12.2008 tarihli kararının avukatlık ücreti yönünden de bozulmasını talep etmiştir.
Dava, 11.4.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda % 21 oranında sürekli iş göremez duruma gelen davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile 25.000,00 TL maddi tazminat ( geçici iş göremezlik nedeniyle 16.000,00 TL gelir kaybı, 3000,00 TL tedavi gideri, yol vs giderleri ile ameliyat gideri için 6.000,00 TL ) ve 7.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş iken hesap raporunda % 21 sürekli iş göremezlik nedeniyle davacının uğradığı maddi zararın 46.453,00 TL olarak hesaplanması üzerine 26.2.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici işgöremezlikten doğan gelir kaybı için 10.613,34 TL ( geçici iş göremezlikten doğan gelir kaybı yönünden ıslah edilecek miktar bulunmadığını belirterek dava dilekçesinde 16.000,00 TL olan talebini 10613,34 TL 'ye düşürmüştür), dava dilekçesinde diğer maddi tazminat talebi olan 9.000,00 TL' yi işgücü kaybı nedeniyle tespit edilen fark olan 37.453,00 TL arttırarak sürekli iş gücü kaybı nedeniyle 46.453,34 TL ( böylece talep miktarını arttırdığı gibi talebinin niteliğini de değiştirmektedir ) ve 451,20 TL tedavi gideri talep etmiştir.
Mahkemece, 24.12.2008 tarihli karar ile "Davacının maddi zararının kurumca bağlanan gelir ve yapılan ödemelerle karşılandığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine" karar verildiği halde "Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden hesap edilen 6.432,34 YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... dışındaki diğer davalılara verilmesine " karar verilmesi üzerine Dairemizin 07.06.2010 tarihli kararınin (1.) bendi ile " 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı vekilinin tedavi gideri ve ameliyat gideri ile ilgili maddi tazminat istemi olan toplam 9.000,00 TL yı 37.453,00 TL artırarak 43.453,00 TL istemiş olması ve işverenin tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığına göre reddedilen maddi tazminat istemi ile ilgili davalı yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına " karar verilmiştir.
Davacı, 15.9.2010 tarihli dilekçesi ile Dairemizin 07.06.2010 tarihli onama kararının maddi yanılgıya dayalı olduğunu iddia etmiş ise de bu dilekçenin Dairemize ulaşmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemenin 21.3.2011 tarihli kararı ile " Reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesap edilen 6.902,34 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak vekil tutan davalılara verilmesine " karar verilmiş ve Dairemizin 14.6.2011 tarihli kararı ile "Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden takdir edilen avukatlık ücretinin Dairemizin 07.06.2010 tarih 2009/6955 E 2010/6500 K sayılı kararına karşı maddi hata yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olmasına göre, davacının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA " karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece , 24.12.2008 tarihli kararında davacının maddi tazminat talebi Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığından reddedilmiş olup, bu red kararının katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlardan kaynaklanmasına ve dava açılırken davacının bu hususu bilebilmesinin mümkün bulunmamasına göre ,davacının maddi tazminat talebinin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerekirken 6.432,34 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Uyuşmazlık, 24.12.2008 tarihli karar ile davacının maddi tazminat isteminin ne kadarlık kısmının Kurumca bağlanan gelirlerle karşılandığı ve karşılanmayan maddi tazminat istemi nedeniyle davalılar yararına hüküm altına alınması gereken avukatlık ücretinin ne kadar olması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Dairemizin, 07.06.2010 tarihli kararınin (1.) bendi ile davacı vekilinin tedavi gideri ve ameliyat gideri ile ilgili maddi tazminat istemi olan toplam 9.000,00 TL yı 37.453,00 TL artırarak 43.453,00 TL istemiş olması ve işverenin tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığına göre reddedilen maddi tazminat istemi ile ilgili davalı yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de davacı vekilinin dava dilekçesinde 3.000,00 TL tedavi gideri ve 6.000,00 TL ameliyat ve yol gideri olarak açıkladığı toplam 9.000,00 TL maddi tazminat istemini, hesap raporu doğrultusunda 37.453,34 TL artırarak ve tazminatın nitelğini de değiştirmek suretiyle 46.453,34 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat olarak ıslah ettiği, davacının geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemlerinin Kurumca bağlanan gelirlerle karşılandığından bu istemlerinin reddine karar
verildiği, davacının 451,20 TL tedavi gideri alacağının Kurumun bağladığı gelirler ile karşılanması mümkün olmadığı gibi dava dilekçesinde 16.000,00 TL olarak açıklanan geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin ıslah dilekçesi ile 10.613,34 TL ye indirilmesi nedeniyle davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin 5.386,66 TL lik kısmından feragat ettiğinin kabulünün gerektiği, bu durumda Kurumca karşılanmaması nedeniyle reddine karar verilen maddi tazminat istemi olan toplam 5.837,86 TL (5.386,66 TL + 451,20 TL ) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanacak "700,54 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... dışındaki diğer davalılara verilmesine" karar verilmesi gerekirken ıslah dilekçesindeki isteme yanlış anlam verilmek suretiyle, kararın "6.432,34 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... dışındaki diğer davalılara verilmesine" yönelik kısmının onanmasına karar verilmesi maddi yanılgıya dayalı olup davacı vekilinin bu yöndeki itirazları yerindedir.
Öte yandan, davalıların 24.12.2008 tarihli karar ile davalılar yararına hükmedilen "6.432,34 TL avukatlık ücreti" ne yönelik temyiz itirazlarının Dairemizin 7.6.2008 tarihli kararı ile reddedilmesi ve davacı yararına usuli hak doğduğu halde 21.3.2011 tarihli kararda bu durum gözardı edilerek davalılar yararına hükmedilen avukatlık ücretinin 6.902,34 TL olarak belirlenmesi de doğru olmadığı hükmün Dairemizin 14.6.2011 tarihli kararı ile onanması da maddi yanılgıya dayalı olup davacı vekilinin bu yöndeki itirazları yerindedir.
Hal böyle olunca davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilmeli, Dairemizin onama kararı kaldırılmalı ve Mahkemenin hükmü bozulmalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar bozulmamalı, 6100 sayılı HMK'nın 370/2.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 07.06.2010 gün 2009/6955 E., 2010/6500 K. sayılı ilamının l nolu bendinde yazılı davacının temyiz itirazlarının reddine ilişkin bölümü ile 14.06.2011 gün, 2011/6776 Esas ve 2011/5583 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan nedenlerle 24.12.2008 tarihli kararda "avukatlık ücreti" yönünden davacı yararına doğan usuli kazanılmış hak da gözetilerek yerel mahkemenin 21.3.2011 tarihli hükmünün avukatlık ücretine dair (5.) bendinin silinerek yerine "Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 700,54 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak ... dışındaki davalılara ödenmesine, " rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 08.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.