MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, SSK, Bağ-Kur ve askerlik borçlanması olmak üzere prim ödemelerinin tespitinin yapılarak emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının SSK, Bağ-Kur ve askerlik borçlanması olmak üzere hizmetinin ve prim ödemelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 26.01.2011 dava tarihi itibariyle davacının 8.492 gün Bağ-Kur, 398 gün SSK ve 600 gün askerlik borçlanması hizmeti olmak üzere toplam 9.490 gün sigortalı hizmetinin bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
6100 sayılı yeni HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir.Öte yandan, her talep için hukuki yarar şarttır. Davacının talep ettiği dönem itibariyle bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine ilişkin dava açmakta hukuki yararı bulunmakta ise de Kurumca kabul edilen hizmetlerinin tespitinde hukuki yararı bulunmamaktadır.
Somut olayda, Kurumun bila tarihli yazısı ile davacının 10.03.2010 tarihli talebine karşılık, 7162 Bağ-Kur, 398 gün SSK ve 600 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 8160 gün hizmetinin olduğu, 9000 günü doldurması halinde emeklilik için müracaat edebileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının bir kısım hizmetleri Kurumca kabul edildiğinden ve Kurumca kabul edilen hizmetlerinin tespitinde hukuki yararı bulunmadığından öncelikle davacının talebi açıklattırılarak hangi dönemin tespitini talep ettiği sorulmadan ve uyuşmazlık konusu olan dönem tespit edilmeden hukuki yararı bulunmayan dönem yönünden tespite karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Diğer yandan, eski 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. ve yeni 6100 sayılı HMK'nın 297.maddeleri uyarınca kararın hangi hususları içermesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Buna göre, madde de sayılan hususlarla birlikte, hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.Ayrıca,verilen karar ile iki tarafa yüklenilen ve verilen vazife ve haklar şüphe ve
tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır. Bu nedenle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının hangi tarihler arasında Bağ-Kur sigortalı olduğu belirtilmeden toplam hizmet süresi belirtilmek suretiyle infaza elverişli olmayacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, mahkemece bilirkişi raporuna atıf yapılarak hüküm kurulduğu ve bilirkişi raporunda davacının askerlik hizmeti dahil toplam 8.890 gün hizmeti olduğu bildirildiği halde mahkemece askerlik hizmeti yeniden eklenmek suretiyle davacının toplam 9.490 gün hizmeti olduğunun tespitine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.