MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 1994- 31.12.2010 tarihleri arasında ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine, 6111 sayılı kanundan yararlanma hakkının saklı tutulmasını, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 1994 yılındaki ilk prim kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren 31.12.2010 tarihine kadar tarım ... sigortalısı olduğunun tespitini, 19.4.2011 tarihli dilekçesinde ise 6111 sayılı Yasadan yararlanma hakkının saklı tutulmasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 6.1.1994–31.12.2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine, bu döneme ilişkin prim borçları bakımından 6111 sayılı Yasanın 12 ve devamı maddelerinin getirdiği ödeme kolaylığından yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda davacının dava dilekçesinde yapılandırma yasasından yararlandırılması konusunda bir talebi bulunmadığı ve dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağı halde mahkemece bu yön gözetilmeksizin 6111 sayılı Yasadan yararlanabileceğinin tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2.maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin silinerek yerine;
“2- Dava konusu edilmeyen konuda ıslahla talepte bulunulması mümkün olmadığından davacının bu konuda dava açma hakkı saklı kalmak üzere 6111 sayılı Yapılandırma Yasa'sından yararlanma hakkının saklı tutulması isteminin reddine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 01.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.