MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine;
2-Davacı, dava dilekçesinde ilk tevkifat kesintisinin kurum hesabına yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren Tarım ... sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, mahkemeye sunduğu 30.09.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 6111 sayılı Yasa'dan faydalandırılmasını talep etmiş, ayrıca aynı dilekçe ile dava dilekçesinde belirttiği talebine 1.10.1998 ile 24.3.2010 tarihleri arasında sigortalılığının tespiti talebi diyerek açıklık getirmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek 01.10.1998 ile 24.3.2010 tarihleri arasında Tarım ... sigortalılığının tespitine ve 6111 sayılı Yasa'dan faydalandırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden incelendiğinde, davacının Tarım Sigortalılığının 25.3.2010 tarihinde başlangıcının yapılarak 1.12.2010 tarihinde iptal edildiği, Ziraat odası kaydının 1.1.1998 tarihinden devam ettiği, davacının Toprak Mahsulleri Ofisi’ne yapılan ürün teslimi karşılığında 20 Eylül 1998 ve 20 Ekim 1999 tarihlerinde prim kesintisi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının prim kesintileri nedeniyle 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığında Kurumun kesintilere göre davacının tescilini re’sen yapması gerektiği, bu takdirde de davacının sigortalı sayıldığı sürelere göre 5458 sayılı Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılmasına Dair Yasa’dan yararlanma hakkı bulunacağı, nevar ki davacının kurumca kabul edilmeyen dava konusu tesbite karar verilen süreler yönünden prim ödemeleri 6111 sayılı Yapılandırma Yasası’ndan faydalanarak ödeyebileceği açıktır. Nevar ki; davacı bu talebini 6111 sayılı yasadan faydalanma talebi olarak dava dilekçesinde belirtmeden sonradan mahkemeye sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile talep etmiş bulunmaktadır, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda davacının dava dilekçesinde yapılandırma yasasından yararlandırılması konusunda bir talebi bulunmadığı ve dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağı halde mahkemece bu yön gözetilmeksizin 6111 sayılı Yasadan yararlanabileceğinin tespitine karar verilmiş olması, ayrıca ıslah ile tespitini istediği döneme ilişkin istemin artırılması mümkün ise de söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilip, davacının 6111 sayılı yasadan faydalanma hususundaki talebi yasal şartlara uygunluk taşımadığından, usulen reddi gerekirken, esasa girilerek “6111 sayılı Yasa’dan faydalanması gerektiğinin tespiti talebine kanunun yürürlüğünden sonra verilen sürelerde kuruma başvurup bu başvuru sonucuna göre yasadan yararlanması gerektiğinden bu talebin reddine dair” şeklinde ki gerekçeyle yazılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2.maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme hükmünün 1-b) bendinde yer alan "Davacının 6111 sayılı Yasadan faydalandırılması gerektiğinin tespitine dair talebinin reddine" rakam ve sözcüklerin silinerek “davacının dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağından 6111 sayılı yasadan faydalanma hususundaki talebi yasal şartlara uygunluk taşımadığından, usulen reddine” rakam ve sözcükleri yazılarak hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA 06.12.2011 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.