(4857 S. K. m. 2) (5510 S. K. m. 12) (506 S. K. m. 87) (818 S. K. m. 51)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı
.. A.Ş.,
. Ltd. Şti. ve E
nin sürekli iş göremezlik oranına yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2) Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile 50.049,48 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'si için dava tarihi olan 09.05.2001 tarihinden, 40.049,48 TL'si için ıslah tarihi olan 26.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ( %10 davalı
., A.Ş., % 50 davalı
Ltd. Şti., % 2,5 davalı E
nin kusur oranları ile sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 09.05.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte ( %10 davalı
A.Ş., % 50 davalı
. Ltd. Şti., % 2,5 davalı Enin kusur oranları ile sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
Uyuşmazlık, davalı
.. A.Ş.nin asıl işveren sıfatıyla maddi ve manevi zararların giderilmesinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerek 4857 sayılı Yasanın 2/6 ve gerekse 5510 sayılı Yasa'nın 12/son maddesi ile yürürlükten kalkan Sosyal Sigortalar Kanununun 87/2. maddesinde; aracının hukuksal açıdan tarifi yapılmış kimlerin aracı veya halk arasındaki deyimi ile taşeron sayılacağı belirlenmiştir. Buna göre; aracıdan bahsedilebilmek için; öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Çoğu kez bina inşaat işlerinde görüldüğü gibi, ana binayı veya asıl işi bitirmekle yükümlü bir işveren, bu işin doğrama, döşeme, su tesisatı gibi bölümlerini aracılara devretmektedir. Bu gibi durumlarda üst-alt işveren ilişkisinden söz edilebilir. Buna karşı, bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda, artık üst-alt işveren ilişkisi ortada bulunmamaktadır. Arsanın veya binanın salt maliki olmak ve ihale makamı olarak işi bütünüyle devretme durumlarında, ortada aracı denilen kurumdan söz edilemez. Çünkü burada iş tamamıyla ve bütün olarak bağımsız bir işverene devredilmektedir.
Dava konusu olayda, davalı
.. A.Ş. vekili, diğer davalı
.. Ltd. Şti. ile aralarında anahtar teslimi sözleşme bulunduğunu beyan ederek asıl işveren sıfatıyla sorumlu olmadıklarını iddia etmesine rağmen davalı şirketler arasında akdedildiği belirtilen eser sözleşmesinin (inşaat sözleşmesinin) getirtilmediği ve böylece iş kazasının meydana geldiği
. A.Ş.'ye ait fabrika inşaatının anahtar teslimi sözleşme ile yapılıp yapılmadığı ve davalı şirketin üst işveren (asıl işveren) sıfatı bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davalı şirketler arasında akdedilen inşaat sözleşmesi getirterek davalı
. A.Ş.'ye ait fabrika inşaatının anahtar teslimi sözleşmeyle yapılıp yapılmadığını ve davalı şirketin iş kazası nedeniyle davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesinden asıl işveren sıfatıyla sorumlu olup olmadığını belirlemekten ibarettir.
3) Mahkemece, maddi tazminat isteminin ıslah dilekçesi ile arttırılan bölümüne ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir. İş kazasının Borçlar Hukuku yönünden bir haksız fiil olduğu, zararın ve dolayısıyla tazminat alacağının olay anında ortaya çıktığı, haksız fiillerde temerrüdün olay tarihinde gerçekleştiği gözetilerek hüküm altına alınan tazminata zararlandırıcı olayın (iş kazasının) gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir. Öte yandan, ıslah dilekçesi ile istenen zarar da olay tarihi itibariyle doğmuştur. Davacı bu tarihte zarar görmüş ve aynı tarihte davalılar temerrüde düşmüşlerdir. Bu durumda, ıslah dilekçesi ile arttırılan bölüm de dahil olmak üzere maddi tazminat isteminin tamamına 09/05/2001 kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ıslah dilekçesi ile arttırılan bölümüne ıslah tarihi olan 26/05/2009 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
4) Davacı, maddi tazminat istemini müteselsil sorumluluk esasına göre kusurlu davalılara yöneltmiştir. Bu yönüyle davalıların Borçlar Kanunu'nun 51. maddesinde düzenlenen eksik teselsül hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu oldukları ortadadır. Bu nedenle davalıların hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına karar verilmeleri gerekirken kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı
.. A.Ş.'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan
.. A.Ş.'ne iadesine, bozma nedenlerine göre tarafların manevi tazminatın miktarına, davalıların ise maddi tazminata yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 19.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy