MAHKEMESİ: ...(...) Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 2 yıl 3 ay 18 gün çalıştığının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.02.2004-18.05.2006 tarihleri arasında davalıya ait ... plaka sayılı araçta geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davanın hizmet tespiti ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemi ile açıldığı 27.09.2006 tarihli duruşmada işçilik alacaklarına ilişkin davanın tefrik edilerek hizmet tespiti davasının bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verildiği,bu davanın açıldığı tarihte davacının bu davanın davalısı olan ... oğlu A.. A..'ten farklı olan ... oğlu A.. A.. aleyhine ... AH (İş) Mahkemesinde de ayrı bir hizmet tespiti ve işçilik alacakları istemli dava açtığı,bu davada da işçilik alacaklarının tefrik edildiği, böylece davacının iki ayrı A.. A.. aleyhine iki ayrı mahkemede aynı tarihte hizmet tespiti ve işçilik alacakları davası açtığı, her iki dosyada da işçilik alacaklarının tefrik edildiği,her iki mahkemede açılan tespite ilişkin sürelerin ve davalıların farklı kişiler olduğu anlaşılmaktadır.
HUMK'nun 388/3. maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilmelidir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği hususu bir Anayasa emridir. Kararın gerekçesiz olması mutlak bir temyiz (bozma) sebebidir. Çünkü gerekçe hakimin tesbit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün hukuka uygun olup olmadığını yani kendi kendini denetler. Yargıtay da bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Öte yandan, yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 79/10 ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddesinden alan hizmet tespiti davalarında Kurumun yasal hasım konumunda bulunduğu açıktır.
Somut olayda, davanın hizmet tespiti ile birlikte işçilik alacakları istemi ile açıldığı, işçilik alacaklarının tefrik edildiği ve bu davaya hizmet tespiti davası olarak devam edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, bu davada Kurumun yasal hasım olduğu, bu nedenle Kurum hakkında davanın husumetten reddine karar verilemeyeceği ve işverenin de gerçek hasım olup almadığı araştırılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, gerekçe kısmında davacının davalı SSK ve davalı kişi aleyhine işçilik alacaklarını talep ettiği,işçilik alacaklarına yönelik davada davalı Kuruma husumet yöneltilemeyeceği, davacının Kuruma karşı ancak hizmet tespiti isteyebileceği, böyle bir talebinin bulunmadığı, davalı A.. A..'in ise hizmetin geçtiği işveren olmadığı gerekçe gösterilerek çelişkili ifadelerle eksik araştırma ve inceleme sonucu her iki davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.