MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iptal edilen tarım ... sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacının, Ziraat Odasında kendisine imzalatılan “Muvafakatname” başlıklı belgeyi tarım ... sigortalılığının “durdurulacağı” zannıyla imzaladığını, oysa bu belgeyi davalı Kuruma verdiğinde davalı kurumca 2008 yılında tescil edilen tarım ... sigortalılığının başlağıçtan itibaren iptal edildiğini bildirerek sigortalılığının iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece iptal işleminin davacının talebi ile gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 4/b-4 maddesinde bu ilke aynen benimsenerek tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları 5510 sayılı Yasanın 92. maddesinde kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olmasının zorunlu olduğu, bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümlerin geçersiz olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 7.1.2010 tarihinde verilen giriş bildirgesi üzerine Ziraat Odası kaydı esas alınarak 1.10.2008 tarihi itibariyle tescil edildiği, Ziraat Odası kaydının sona erdiği 15.9.2010 tarihine kadar sigortalı sayıldığı, davacının Ziraat Odasından aldığı muafiyet belgesi ile (zirai gelirinin düşük olduğuna ilişkin) 12.8.2010 tarihinde davalı Kuruma müracaat ederek sigortalılığının iptalini istemesi üzerine davalı Kurumca sigortalılığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, davacının 7.3.2011 tarihinde davalı Kuruma verdiği dilekçe ile verdiği belgenin ne anlama geldiğini sonra farkettiğini, sigortalılığının geçerli sayılmasını talep ettiği, davalı kurumca talebinin reddedilmesi üzerine bu davayı açtığı, 1992-15.9.2010 tarihleri arasında Ziraat Odası kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 6/1-(ı) bendinde tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin bu kanunun 4. maddesine göre sigortalı sayılmayacakları bu hükmün uygulanmasında Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görüşünün alınacağı bildirilmiştir.
Bu düzenlemeye göre zirai gelirleri düşük olan kişilerin sigortalı sayılıp sayılmama olgusunun kendi insiyatiflerine bırakıldığının kabulü gerekir. Sosyal güvenlik hakkından feragat mümkün olmadığından davacının verdiği 12.8.2010 tarihli dilekçe sonuca etkili olmadığı gibi 5510 sayılı Yasanın 6/1-(ı) bendinde Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden görüş alınacağı bildirildiği halde davalı Kurumca iptal işleminin Şaphane Ziraat Odasının bildirimine göre yapmış olması da usulsüzdür. Kaldı ki davalı Kurumca davacının zirai gelirinin de 5510 sayılı Yasanın 6/1(ı) bendi kapsamında düşük olduğu da ispat edilememiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 1.10.2008-15.9.2009 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki davalı kurum işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.