(2709 S. K. m. 10)
Dava: Davacı, emekli aylıklarının hesaplanmasında ve ödenmesinde yanlışlık yapılmasından dolayı fark emekli aylığının faiziyle birlikte tahsiline, çıkarılan sosyal güvenlik Yasalarının Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğundan iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar ve Sonuç: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 04.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINA AŞAĞIDA YER VERİYORUZ.
T.C.
ANKARA
5. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2009/734
KARAR NO: 2010/864
DAVA KONUSU: Tespit
DAVA TARİHİ: 12.06.2009
KARAR TARİHİ: 22.12.2010
İDDİA: Davacı vermiş olduğu dava dilekçesi ile 01.08.1979 tarihinde 6092 gün ve 9965 gösterge ile emekli olduğunu, şuan 645,00 TL. maaş aldığını, bugün aynı gösterge ve aynı gün sayısı ile emekli olanların 900,00 TL kusur maaş aldığını, Anayasanın 10.maddesine rağmen 506-4447-5510 gün Sosyal güvenlik yasalarının çıkarılarak kendisi gibi yüz binlerce kişinin açlık sınırının altında maaşa mahkum edildiğini, gerekçe olarak aktüaryel dengenin ileri sürüldüğünü, kendisinin devlet güvencesindeki kurumla yaptığı akide hep uyduğunu, kurumun kötü yöneldiğini, malvarlığının çarçur edildiğini bu sebeple hatlığını, faturasının emeklilere çıkarıldığını, kurum ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yaptığı müracaatlarından bir sonuç alamadığını, çıkarılan sosyal güvenlik yasaların Anayasanın 10.maddesine aykırılığını yüce mahkemeye götürme imkanı olmadığından Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmek amacıyla dava açma zarureti doğduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile, yaşlılık aylıklarının bağlanması ve artırılmasına ilişkin 1978 yılından beri uygulanmakta olan katsayı ve gösterge sistemi esasına dayalı uygulamanın 01.01.2000 tarihinden 4447 sayılı yasa ile yürürlükten, yerine tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) ile gelişme hızı (GH) oranlarına göre sigortalıların emekli oldukları yıla göre güncellenen prime esas kazançlarının esas alınmasının öngörüldüğü, aylık bağlama oranının belirlenmesinin de yeniden düzenlendiğini, 4447 sayılı Yasanın bağlanan aylıkların artırılmasına ilişkin Ek.38 maddesi ile aylıkların her ay bir önceki aya göre TÜFE oranı kadar artırılmasının öngörüldüğünü, ancak 17.01.2003 tarihili ve 24996 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 2003 Ocak ayından itibaren artış oranlarını 75.000.000 TLye tamamlayacak şekilde Sosyal destek ödemesi (SDÖ) yapıldığını, daha sonra aylıklar TÜFE oranında artırılmakta iken, 5073 sayılı kanun ile birlikte 2004 yılından itibaren oransal artışa dönüştürüldüğünü buna göre 5073 sayılı kanun ile Ocak 2004 ödeme döneminde % 10, Temmuz 2004 döneminde % 10 oranında, 5282 sayılı kanun ile Ocak 2005 ve Temmuz ödeme dönemlerinde ayrı ayrı aylığı 200,000 TLnin altında olanlara % 8, aylığı 2100,00-318,00 TL. arasında olanlara % 7, aylığı 318.00 TL ve üzerinde olanlara % 6, 2005 yılında Ocak ödeme döneminde % 3, Temmuz ödeme döneminde 4,37, 2007 yılında Ocak döneminde % 5, Temmuz ödeme döneminde % 3,87, 2008 yılınca Ocak ayında ödeme döneminde % 2, Temmuz ödeme döneminde % 7,2, 2009 yılında Ocak ödeme döneminde % 3,84, Temmuz ödeme döneminde % 8,3 oranında artış yapıldığını, davacının aylıklarının hesabında ve ödenmesinde herhangi bir hata bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesi ile, yaşlılık aylıklarının bağlanması ve artırılmasına ilişkin 1978 yılından beri uygulanmakta olan katsayı ve gösterge sistemi esasına dayalı uygulamanın 01.01.2000 tarihinden itibaren 4447 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırıldığını, yerine tüketici fiyatları indeksi (TÜFE) ile gelişme hızı (GH) oranlarına göre sigortalıların emekli oldukları yıla göre güncellenen prime esas kazançlarının esas alınmasının öngörüldüğünü, aylık bağlama oranının belirlenmesinin de yeniden düzenlendiğini, 4447 sayılı kanunun bağlanan aylıkların artırılmasına ilişkin Ek.38 maddesi ile aylıkların her ay bir önceki aya göre TÜFE oranı kadar artırılmasının öngörüldüğünü, ancak 17.01.2003 tarihli ve 24996 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 2003 Ocak ayından itibaren artış oranlarının 75.000.000 TL.ye tamamlayacak şekilde sosyal destek ödeme (SDÖ) yapıldığını, daha sonra aylıklar TÜFE oranında artırılmakta iken 5073 sayılı kanun ile Ocak 2004 ödeme döneminde % 10, Temmuz 2004 döneminde % 10 oranında 5282 sayılı kanun ile Ocak 2005 ve Temmuz ödeme dönemlerinde ayrı ayrı aylığı 200,00 TL.nin altında olan % 8, aylığı 2100,00-318,00 TL. arasında olanlara % 7, aylığı 318,00 TL. ve üzerinde olanlara % 6, 2006 yılında Ocak ödeme döneminde %3, Temmuz ödeme döneminde 4,37, 2007 yılında Ocak döneminde %5, Temmuz ödeme döneminde %3,87, 2008 yılında Ocak ayında ödeme döneminde %2, Temmuz ödeme döneminde %7,2, 2009 yılında Ocak ödeme döneminde % 3,84, Temmuz ödeme döneminde %8,3 oranında artış yapıldığını, davacının aylıklarının hesabında ve ödemesinde herhangi bir hata bulunmadığını, diğer taraftan Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi ve yerinde olmadığını, dinlenebilir nitelikte olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, emekli maaşları arasındaki farkın tespiti ve giderilmesi, Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmek amacıyla dava açma zarureti doğduğunu ileri sürerek davanın kabulüne ve Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemine ilişkindir.
Tarafların tüm delilleri toplanmıştır.
Emeklilere 01.01.2000 tarihinden sonra aylık talebinde bulunan sigortalıların 31.12.1999 tarihi itibari ile 4447 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre (katsayı esasına dayalı gösterge sistemine) hesaplanan kısmi aylığın 4447 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 01.01.2000 tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yılı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlar ile gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılmasına ilişkin 506 sayılı Yasaya 4447 sayılı Yasanın 16.maddesi ile eklenen geçici 82. maddesi hükmü karşısında, 506 sayılı Yasanın ek 38.maddesi, 5073 sayılı Yasanın 17/a maddesi, 5282 sayı Yasanın 1/a maddesi, 5434 sayı Yasanın 2/a maddesi, 5565 sayılı 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 30.maddesi, 7.fıkrasının (a) bendi, 5724 sayılı 2008 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 28. maddesinin 10.fıkrasının (a) hükümlerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 5, 10, 11 ve 60.maddelerine aykırı olup olmadığı hususunda Anayasa Mahkemesince karar verilmesi istemi ile dosyamız ekleri ile birlikte Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 13.05.2010 tarih ve Esas: 2010/37, Karar: 2010/60 sayılı kararında;
1- 17.07.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortala Kanunun ek 38.maddesinin,
2- 22.01.2004 günü, 5073 sayılı Sosyal Sigortala Kanunu, Tarım İşçileri, Sosyal Sigortala Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunun ile Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortala Kanununa Göre Gelir ve Aylık Almakta Olanların Gelir ve Aylıklarında Artış ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 maddesinin (a) bendinin,
3- 30.12.2004 günlü, 5282 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri, Sosyal Sigortala Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunun ile Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortala Kanunu Kapsamında Ödenen Gelir ve Aylıklarda 2005 yılında yapılacak artışlar hakkında kanunun 1.maddesinin (a) bendinin,
4- 08.02.2006 gün 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kurdan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ek Ödeme Yapılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kurdan Aylık veya Gelir Almakla Olanlara Ödenen Gelir Ve Aylıklarda 2006 Yılında Yapılacak Artışlar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2.maddesinin (a) bendinin,
5- 26.12.2006 günlü, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30. maddesinin (7) numaralı fıkrasının (a) bendinin,
6- 14.12.2007 günlü, 5724 sayılı 2008 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 28. maddesinin 10 numaralı fıkrasının (a) bendinin,
İtirazda başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığını, bu madde ve bentlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
Tüm bu tespit ve hukuki olgular karşısında Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alınarak davacı istemi yerinde görülmemiş ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe gereğince;
DAVANIN REDDİNE
1- Tüm masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
2- Karar tarihindeki Avukatlık Ücret Tarifesi dikkate alınarak 1.100,00 TL. vekalet ücretin davacıdan alınarak davalılara eşit olarak ödenmesine,
3- Red harcı olan 17,15 TL harçtan davacı yanca ödenen 15,60 TL harcın düşülmesi sonucu kalan 1,55 TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekilinin yüzlerinde, diğer davalı Bakanlık vekilinin yokluğunda verilen karar Yargıtay 10-21 Hukuk Dairesine başvurularak davacı ve SGKB vekilinin yüzlerinde davalı Bakanlık yönünden tebliğden itibaren 8 günlük sürede temyiz edilebileceğine dair verilen karar usulüne uygun olarak açıkça okunup anlatıldı. 22.12.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy