(506 S. K. m. 79) (5510 S. K. m. 86)
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının 24.07.2007-17.04.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma eksik bildirilen sigortalı çalışmalarının tespitine ilişkindir.
Mahkemece, davacının kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı bildirilen 17.04.2008 tarihinden önceki dava devresi olan 24.07.2007-16.04.2008 tarihleri arasında hizmet akdi ile dönemin asgari ücretleri üzerinden 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı niteliğinde sürekli olarak çalıştığına ve dava kamu düzenine ilişkin olduğundan, davacının gerçek dışı beyanı ile Türkiye İl Kurumunun Torbalı Şubesinden aldığı 01.07.2007-14.4.2008 tarihleri arası devreye ait işsizlik sigortası primlerinin geri tahsili bakımından kuruma ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10 ve 5510 sayılı Yasanın 86/9 maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek dairemizin yerleşmiş içtihadı gerekir.
Somut olayda davacının 30.06.2007-17.04.2008 tarihleri arasında Türkiye İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğünden işsizlik ödeneği aldığı TC Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğünün 09.09.2009 tarihli yazısından ve ekindeki ödeme planından anlaşılmaktadır. Davacının bu ödenekleri bu dönemde hiçbir işte çalışmadığını beyan ederek aldığı açıktır. İşsizlik ödeneği davacı tarafında talep edildiğinden davacının bu ödeneği almak için Kuruma yapmış olduğu müracaatının ve beyanının aksi ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Tanık beyanı ile yetinilerek nu konuda karar verilmesi mümkün olmadığından davanın reddi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, 22.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy