MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı,emekli olduğu tarih olan 1.10.2002 tarihinden itibaren almış olduğu emekli aylıklarının bu tarihe göre düzeltilerek doğacak farkların ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 28.08.1991-05.09.2002 tarihleri arasında aldığı ücretin asgari ücretin 1,81 katı olduğunun tespiti ile emeklilik tarihi olan 01.10.2002 tarihinden itibaren almış olduğu emekli aylıklarının bu kayıtlara göre düzeltilerek doğacak farkların ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının davalı şirkette geçen çalışmalarının gerçek ücretinin asgari ücretin 1,81 katı olduğunun ve sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden tahsil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda mahkemece davacının davalı şirkette geçen çalışmalarının gerçek ücretinin asgari ücretin 1,81 katı olduğunun ve sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden tahsil edilmesi gerektiğinin tespitine şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Davacının aldığı ücret miktarı ile bu ücretin net mi yoksa brüt ücret mi olduğu belirtilmeden infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan ... İnş Taah.Mad San ve Tic Ltd Şti'ne iadesine,05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.