MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 2003 yılı 3.dönemdeki SSK kaydının olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Kurum kayıtlarındaki 2003 yılı 3.döneminde 16 günlük sigortalı çalışmasının bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek, davacının 2003 yılı 3.döneminde 16 gün SSK lı olarak çalışmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının....., Konut Yapı Kooperatifi taşeronu ... unvanlı işyerinde 16.10.2003 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği ve davacının 16.10.2003-01.11.2003 tarihlerinde 16 gün sigortalı çalışmasının bildirildiği, davanın sadece Kurum aleyhine açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece verilecek kararın sonradan işverenin de hak alanını ilgilendireceği açıktır. Bu sebeple davacının hizmetini Kuruma bildiren işverenin de taraf olarak bulunması zorunludur.
Her ne kadar işe giriş bildirgesi üzerindeki sigortalı imzasının davacıya ait olmadığı tespit edilmiş ise de, bir kimsenin çalışmadığı halde çalışmasının Kuruma bildirilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır, kaldı ki işe giriş bildirgesinde davacının fotoğrafı bulunmaktadır. Mahkemece bordro tanıkları dinlenmeden, çalışmanın gerçek bir çalışma olup olmadığı kesin şekilde kanıtlanmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacıya husumeti işverene de yöneltmesi için süre vererek işverenin davaya katılmasını sağlamak ve işin esasına girilerek bordro tanıklarının dinlenmesi, çalışmanın gerçek bir çalışma olup olmadığının araştırılması ile hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde gerçek ve eylemli bir çalışma olup olmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.