MAHKEMESİ:... Mahkemesi
Davacı, 01/03/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, birikmiş aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının emekliliğe hak kazandığı ve buna ilişkin aylık bağlanması mümkün tarihin tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihten 01/03/2006 tarihine kadar olan dönem mahrum kaldığı yaşlılık aylığı tutarı ve işleyen faizinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, duruşmanın 23/12/2010 günlü oturumunda tefhim edilen kısa karar ile “Davacının davalı aleyhine açmış olduğu birikmiş yaşlılık aylığı ve faiziyle ilgili davasının 13/04/2010 tarihli bilirkişi raporundaki hesap miktarı baz alınarak kabulüne” karar verilmiş ise de gerekçeli kararda “Davacının davalı aleyhine açmış olduğu birikmiş yaşlılık aylığı ve faiziyle ilgili davasının 13.04.2010 tarihli bilirkişi raporundaki hesap miktarı baz alınarak kabulüne, bu itibarla; 3.243,61.-TL. bakiye birikmiş yaşlılık aylığı ve işlemiş faizden 14.219,21.-TL. olmak üzere 17.462,82.-TL. nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın 23/12/2010 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10/04/1992 günü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 17/12/2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy