MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVACILAR: ...
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan ... AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı ...’ vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 23.12.2001 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece: Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ve maddi tazminatla sınırlı olmak üzere, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında, hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminatlarının belirlenmesine ilişkin hükmünde isabetsizlik yoktur, Ancak maddi tazminatın ıslahen artırımına ilişkin ıslah dilekçesinin davalı ...’ne tebliğ edilmediği anılan davalının ıslahen artırılan dava bölümünden haberinin bulunmadığı görülmektedir.
Savunma hakkı Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK.’nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (HUMK mad. 73) 6100 sayılı HUMK’nun 27 maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır. Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve HMUK’ta da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır. Hal böyle olunca da, maddi tazminat isteminin ıslahen artırıldığı yöntemince tebliğ ya da tefhim olunmadan yargılamanın sürdürülerek ıslahen artırılan bölümü de kapsar biçimde temyiz eden davalının maddi tazminattan sorumlu tutulmaları,, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, Anayasa’nın 36 ve HUMK’nun 73. (6100 sayılı HMK 27.) Maddelerine aykırıdır.
Davalı ... şirketinin poliçe limitleri ile sınırlı olarak maddi tazminattan sorumlu tutulması isabetlidir. Davalı ... şirketi hakkında poliçe limitleriyle sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulduğuna göre, davalı şirketin yargılama harç ve giderlerinden aleyhine hüküm kurulan miktar nazara alınarak sorumlu tutulması gerekirken diğer davalılarla birlikte yargılama harç ve gideri ile avukatlık ücretinin tamamından müteselsilen sorumluluğu yoluna gidilmesi de isabetsizdir.
Davalı ... şirketinin düzenlediği poliçenin manevi tazminatı kapsamadığı uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemenin de aynı nedenle sigorta şirketini manevi tazminattan sorumlu tutmadığı anlaşılmaktadır. Davacılar vekilinin dava dilekçesinde manevi tazminat isteminde bulunurken sigorta şirketini ayrı tutmadığından, manevi tazminat isteminin reddi nedeniyle, ret nedeni farklı olan davalı ... yararına avukatlık ücreti takdir edilmek gerekirken, (Anılan davalı vekilinin cevap dilekçesi düzenlediği ve vekâletnamesinin dosyada bulunduğu göz ardı edilerek) vekilliğinin karar altına alınmadığı ve duruşmalara katılmadığından bahisle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.