MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacılar murisinin ilk prim ödeme tarihi olan 28.2.1995 tarihini takip eden ayın başından itibaren tescil tarihinin değiştirilmesi ve ölüm t arihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitiyle,5510 sayılı Yasadan faydalandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17.maddesine göre kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri nedeniyle sigortalılıkları durdurulanlar veya hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi mümkün ise de anılan yasal hükümlere göre kısmi ihya mümkün olmadığı davacının Geçici 17.maddenin 2.fıkrasında yer alan ihya hükümlerinden yararlanarak ( 5 ) günlük sigortalılık süresini ihya etmesi ve mahkemenin bu süre ile birlikte davacının ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar vermesi yerinde değil ise de davalı Kurumun temyiz nedenlerine göre bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 11.2.2006 tarihinde ölen eşi ...'nun 1.3.1995-1.10.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalısı olduğunun ve ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının ölen eşinin tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine yönelik istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının 01.01.2011 tarihi itibariyle ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1 maddesinin 2.fıkrasında "Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin" kararda yer alması gerektiği belirtilmiş olup, davada taraf sıfatını almayan gerçek veya tüzelkişilerin isim ve ünvanlarının kararda yer alması anılan Yasa hükmüne aykırı olduğu gibi aksi hal kararların anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasına de engel olur.
Somut olayda, karar başlığında isimleri davacı olarak yer alan ... ve ... tarafından harcı yatırılmak suretiyle yöntemince açılan bir dava bulunmadığı halde kararda isimlerinin yer alması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2.maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle karar başlığında yer alan " ... ve ..." ad ve soyadlarının hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.