MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/09/1989-15/12/1991 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 15.09.1989-15.12.1991 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555- 03.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına ... Caddesi, 12/2 .../ ... adresinde bulunan ... sicil numaralı ... Giyim ünvanlı işyerinden 15.09.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, bu işe giriş bildirgesinin 13.10.1989 tarihinde Kurum kayıtlarına girdiği, Kurumun 16.09.2010 tarihli yazısında;davalı işveren adına ... Caddesi, 12/2 .../... adresinde herhangi bir işyerine rastlanılmadığının belirtildiği, 01.02.1988 – 31.5.1989 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu belirtilen ... Giyim isimli işyerinin adresinin ... Cad. No: 187 .../..., sicil numarasının ... olduğu, 18.10.2010 tarihli Kurum yazısında; ...’in TC Kimlik numarası, sigorta sicil numarası veya işyeri sicil numarasının bildirilmesi halinde işyeri ile ilgili yeniden araştırma yapılacağının belirtildiği, buna rağmen mahkemece bu bilgiler belirtilerek Kuruma tekrar yazı yazılmadığı, kolluk araştırmasında işe giriş bildirgesinde, davalı işyeri adresi olan ... Cad. No: 12/2 ... adresinin olmadığı, ...’in tanınmadığının belirtildiği, davalı işveren adına 01.03.1988 – 22.02.1991 tarihleri arasında vergi kaydı olduğu, beyanı karara esas alınan tanıkların davacının kardeşi ve arkadaşı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı adına 15.09.1989 tarihinde, işe giriş bildirgesinin verildiği ... sicil numaralı ... Giyim ünvanlı işyerinin adresinin ... Caddesi, 12/2 Yenimahalle/Ankara şeklinde olduğu, ancak bu adreste kayıtlı bir işyerinin varlığının tespit edilemediği gibi kolluk araştırmasında da bu şekilde bir adresin bulunamadığı, dinlenilen tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olmadığı, buna göre mahkemece karar altına alınan şekilde çalışmanın ispat edilemediği görülmüştür.
Hizmet akdinin oluşabilmesi için işyerinin varlığı öncelikli koşul olduğundan yapılacak iş; işe giriş bildirgesi de eklenerek, işe giriş bildirgesinde belirtilen ... sicil numaralı işyerine ilişkin sicil dosyasının getirtilmesi, gerekirse davacı, davalı işveren ve tanıklara sorularak ve hatta keşif yapılarak davalı işyerinin adresinin net olarak belirlenmesi, ilgili vergi dairesinden davacının 01.03.1988 – 22.02.1991 tarih aralığındaki vergi kaydına dayanak teşkil eden işyerinin adresinin ve bu işyerinde yoklama yapılıp yapılmadığının sorulması, işyerinin varlığı usulüne uygun şekilde ispat edildikten sonra; davalı işyerinin ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, ..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı ...'e iadesine
05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy