MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum ile davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.01.1990 - 02.08.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 06.03.1998 – 30.11.2002 tarihleri arasındaki vergi mükellefiyetine göre fiilen kendi nam ve hesabına çalıştığı, buna göre kesintisiz çalışma olgusunun ortadan kalktığı, vergi mükellefiyetinin başladığı dönemden önceki talep bakımından hak düşürücü sürenin 06.03.1998 mükellefiyet tarihine göre belirlenmesi gerektiğinden 1998 yılı sonundan dava tarihine kadar beş yıldan fazla zaman geçmiş olmakla 06.03.1998 tarihinden öncesi için bir tespit yapılmasının mümkün bulunmadığı, bakkallık faaliyetinin sona ermesinden sonra davalı işyerinde devamlı çalıştığının tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşıldığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile yanlış değerlendirme sonucu gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerlerinden ... sicil numaralı işyerinin 01.06.1994 tarihinden itibaren, ... sicil numaralı işyerinin ise 15.04.1994 - 15.10.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, davalı işverence davacı adına 15.03.2004, 07.07.2005 ve 20.02.2006 tarihlerinde işe giriş bildirgesinin verildiği, ... sicil numaralı işyerinden 01.10.1997 – 01.06.1998, 15.03.2004 – 30.06.2005 ve 20.02.2006 – 20.02.2006 tarihleri arasındaki, ... sicil numaralı işyerinde de 07.07.2005 – 01.09.2006 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği, davalı işyerlerinden 1008202 sicil numaralı işyerinin Nisan 1994 – Aralık 1998 arasındaki ve 2005 ile 2006 yıllarındaki, ... sicil numaralı işyerinin de 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin ücret bordrolarının olduğu ve bazı dönemlere ilişkin bordroların imzalı olduğu, davacının 09.03.1998 tarihinde vergi dairesine müracaat ederek bakkaliye açtığını, gerekli işlemlerin yapılmasını istediği, 16.03.1998 tarihinde işyerinde yoklama memuru tarafından yapılan tespitte işyerinde, dolap, terazi ve emtianın tespitinin yapıldığı, tespitte davacının abisi Mehmet Beyazıt’ın hazır olduğu,
- davacının adına kayıtlı ... plakalı minibüsünü 28.02.2002 tarihinde sattığı, davacının 15.03.2004 tarihinde vergi dairesine müracaat ederek ticari faaliyetini 30.11.2002 tarihinde sonlandırdığını vergi kaydının kapatılmasını talep ettiği, buna göre davacının 06.03.1998 – 30.11.2002 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, ancak Bağ-Kur kaydının olmadığı, 24.03.1994 - 24.09.1995 tarihleri arasında da askerlik yaptığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davada bir kısım çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve çalışmanın hüküm altına alınan şekilde ispatlanıp ispatlanamadığı noktasında toplanmaktadır.
Çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3. maddesinde belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, 2. maddede öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur.
Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl (20.6.1987 tarihinde on yıla çıkarılmıştı. Ancak 1.6.1994 tarihinde tekrar beş yıla indirildi.) içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vd. şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışmanın varlığı halinde ise, kesintinin öncesi ve sonrasında oluşacak her çalışma devresi için dava koşullarının varlığı yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak belirlenecektir.
Somut olaya bakıldığında; davalı işveren tarafından ... sicil numaralı işyerinden 01.10.1997 – 01.06.1998, 15.03.2004 – 30.06.2005 ve 20.02.2006 – 20.02.2006 tarihleri arasında, ... sicil numaralı işyerinden de 07.07.2005 – 01.09.2006 tarihleri arasında çalışmaların bildirildiği ve Kurum kayıtlarına geçtiği; sigorta belgelerinden görülmektedir. Kuruma bildirilmeyen, süreler yönünden verilen işe giriş bildirgeleri ile bildirilen çalışmalar hak düşürücü süreyi keseceğinden, davacının 01.10.1997 tarihinden önceki çalışmaları yönünden hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98; 23.06.2004 gün ve 2004/21-369-371 ve 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 18.06.2008 gün ve 2008/21-429-437, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 sayılı Kararlarında da bu hususlara değinilmiştir.
Öte yandan; davalı işyerlerinden ... sicil numaralı işyerine ilişkin 1994/2 – 2008/8. ay arası dönem bordroların getirtildiği, ... sicil numaralı işyerine ilişkin bordroların getirtilmediği, tanıkların dava konusu dönemin tamamında bordrolu olmadıkları, komşu işyeri tanıklarının da resen araştırılan tanıklar olmadığı gibi gerçekten dava konusu dönemin tamamını bilebilecek şekilde komşu işyeri tanığı olup olmadığının araştırılmadığı görülmüştür.
O halde; davacının 01.10.1997 – 01.06.1998 tarih aralığında, ... sicil numaralı davalı işyerinden bir kısım çalışmalarının bildirilmesi karşısında, 01.10.1997 tarihinden önceki ilişkin çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacaktır. Ayrıca, davacının 06.03.1998 – 30.11.2002 tarihleri arasında bakkallık faaliyetinden dolayı vergi kaydı olsa da, gerçekten fiili olarak bu işi yapıp yapmadığı, bu dönemde davalı işyerinde çalışmaları olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Yapılacak iş; askerlik yaptığı süreyi ve askerlikten sonra makul sürede başlayıp başlamadığını dikkate almak, makul sürede başlamamışsa askerlikten önce bildirilen çalışması olmadığından, askerlik tarihinden önceki çalışmalar yönünden hakdüşürücü sürenin geçtiğini kabul etmek, davacının 01.10.1997 – 01.06.1998 tarih aralığındaki çalışmalarının bildirilmesi karşısında 01.01.1990 - 01.10.1997 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin geçmediğini (askerlik yönünden yapılan değerlendirmeye göre bu tarih aralığı 24.09.1995 – 01.10.1997 olabilir.) gözönünde tutarak, ihtilaflı döneme ilişkin, davalı işyerlerine ait tüm dönem bordrolarını getirmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, imzalı ücret bordrosunun olduğu ve ücret bordrosundaki imzanın davacıya ait olduğu dönemler yönünden imzalı ücret bordrosundaki süre kadar çalıştığının kabul ederek, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ile davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy